Ce diaporama a bien été signalé.
Nous utilisons votre profil LinkedIn et vos données d’activité pour vous proposer des publicités personnalisées et pertinentes. Vous pouvez changer vos préférences de publicités à tout moment.
KIŞ 2011SAYI 30
1İÇİNDEKİLER KULE 30REKTÖRÜMÜZÜN MESAJIÖĞRENCİ KONSEYİ BAŞKANI MESAJIKAMPÜSTEN NOTLARYENİ BİR ORYANTASYONUN ARDINDANÖZGÜN,...
2REKTÖRÜN MESAJIKoç Üniversitesi kuruluşundan bu yana her sene başarı öyküsüne yeni altınsayfalar eklemiştir. 2010’u da ço...
3ÖĞRENCİ KONSEYİÜniversitemiz açıldığında ilk dersi veren Vehbi Koç, “Koç Üniversitesi’ninkendine has gelenekleri olacaktı...
4KAMPÜSTEN NOTLARKoç Üniversitesi Medya ve GörselSanatlar Bölümü, Hollanda hükü-meti kamusal alan sanat danışmanıHans van ...
5Koç Üniversitesi Tıp Fakültesiile Harvard Üniversitesi TıpFakültesi’nin işbirliğiyle düzenle-nen, Sağlık Bakanlığı İstanb...
6HABERBu yıl gerçekleştirilen Üniversiteye UyumProgramı da başarıyla tamamlandı. Progra-mın açılışında Rektör Umran İnan, ...
7Oryantasyon programının ardından bu yıl ilk kezöğrenci alan Koç Üniversitesi Medya ve Görsel TasarımBölümü ile Tıp Fakült...
8Erol Can Bayraktar: 1992 doğumluyum. Ailem Ankara’da yaşıyor. Ankara Fen Lisesi’nibitirdim. ÖSS’de MF’de Türkiye 13.’sü o...
9Ceren Baş: Galatasaray Lisesi’ni bitirdim. Son bir sene boyunca tıp okumayı düşünmüyor-dum fakat daha sonra bu kararım de...
10FEN FAKÜLTESİÖncelikle tebrik ediyoruz. 25 Ağustos’taFen Fakültesi Dekanı olarak atandınız.Bize aldığınız eğitimden ve b...
11yüzyıl, az önce saydığım veya şu an hayalinibile kuramadığımız birçok yeni disiplinlerarası alanın ortaya çıkacağı dönem...
12de anorganik sentez, biyokimya, genetik,hesaplamalı fizik, hesaplamalı kimya, hücrebiyolojisi, kuvantum tanecik sentezi,...
13HABER‘Semahat Arsel Hemşirelik KonuşmalarıDizisi’, hemşirelik alanında uluslararası say-gınlığı olan konuk konuşmacılarl...
14HABERMEB, TEV ve Koç Üniversitesi, ortaklaşayürüttüğü çalışmalarla Türkiye’nin geleceğiaçısından büyük önem taşıyan konu...
15yayımlanması planlanıyor. Sempozyumunsonuçları, Milli Eğitim Bakanlığı için üstünyeteneklilerin eğitimiyle ilgili strate...
16Koç Üniversitesi MühendislikFakültesi’nde bulunan bölümler ve öğ-renci sayıları hakkında bilgi verir misiniz?Mühendislik...
17öğretim üyelerinden oluşuyor. Türkiye’debilimsel kuruluş olarak TÜBİTAK ve TÜBAvar. TÜBA bugüne kadar 240 Genç Bilimİnsa...
18re tasarımı yapacak, makine mühendisimekanik atölyesine girecek… Tabii ki bunlariçin bilgisayar ve laboratuvar donanımıg...
19HUKUK FAKÜLTESİYüksek lisans yapmak için yurtdışındakiüniversitelere başvurmaya karar vermeközellikle de son yılında ola...
20TANITIMTürkiye’de yaşanan hızlı toplumsal değişimsürecine rağmen sosyal politika alanı hakettiği akademik ilgiyi göremiy...
2121Adım adım altyapı projesiMerkez, altyapı projesinin işler hale getiril-mesinin ardından ilk olarak Türkiye GeneliPanel...
22HABERStanford Summer International Honors Prog-ramı, Stanford Üniversitesi’nin Asya, Avrupave Orta Amerika’daki önde gel...
23ları program (bir günümüz bile boş değildi),ne kadar titiz çalıştıklarının ve bu programıçok önemsediklerinin göstergele...
24kale yazdığımız bir ders de aldım. KoçÜniversitesi’ninkine oldukça benzer birsistem uygulanıyor.Ders dışında katıldığını...
25Üniversitesi’nin nasıl gerçekten bu kadargüzel olduğunu ve Koç Üniversitesi’nin nasılbu seviyeye ulaşabileceğini düşünüy...
26“Referandumdan sonra”, Anayasa değişikli-ğinin yaratacağı siyasal ve hukuksal sonuçlarne olabilir? Aşağıdaki öngörüler b...
27ve parlamentoyu gerilettiği vurgulanmakta-dır. Referandumu benimseyen anayasalardaözgürlük alanı, vergi ve uluslararası ...
28HUKUK FAKÜLTESİbaşvuru gibi, özünde uygun, ancak uygu-lanma koşullarıyla içeriği belirsiz ve Avrupaİnsan Hakları Mahkeme...
29HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULUSemahat Arsel Hemşirelik Eğitim veAraştırma Merkezi (SANERC) 1992 yılında,Amerikan Hastanesi bünye...
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Kule Dergisi- Sayı 30
Prochain SlideShare
Chargement dans…5
×

Kule Dergisi- Sayı 30

1 555 vues

Publié le

Koç University Official Magazine

Publié dans : Formation
  • Soyez le premier à commenter

  • Soyez le premier à aimer ceci

Kule Dergisi- Sayı 30

  1. 1. KIŞ 2011SAYI 30
  2. 2. 1İÇİNDEKİLER KULE 30REKTÖRÜMÜZÜN MESAJIÖĞRENCİ KONSEYİ BAŞKANI MESAJIKAMPÜSTEN NOTLARYENİ BİR ORYANTASYONUN ARDINDANÖZGÜN, DİSİPLİNLER ARASI VE ARAŞTIRMAYLATÜMLEŞMİŞ BİR EĞİTİMDERSİMİZ: HEMŞİRELİK TARİHİTÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İÇİN BÜYÜK BULUŞMADÜNYA ÇAPINDA FARK YARATAN MÜHENDİSLERUNUTULMAZ BİR DENEYİMBİLİMSELLİĞE DAYANAN SOSYAL POLİTİKALARSTANFORD’DA SIRA DIŞI BİR DENEYİMREFERANDUMUN ARDINDANSANERC AKREDİTE EDİLDİLYS 2010 SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİSÖYLEŞİ: BİR FİKRİM VAR!MEZUNLAR: “MÜZE GİBİ” KÜLTÜR VE SANAT PROJESİMEZUNLAR: YAZ OKULUNDA BİR KOÇ MEZUNUYÖNETİCİ GELİŞTİRME PROGRAMLARI REVAÇTAKENTİN KİTAP SAYFALARINA DÜŞEN SİLUETİİSTANBUL HATIRASI’NIN PEŞİNDESAĞLIĞIMIZI TEHDİT EDEN YENİ VİRÜSLEROSMANLI SARAYI’NDAN PORTRELERARTER’DEN İKİNCİ SERGİÖĞRENCİ KULÜPLERİKOÇ’A İLKLERİNİ YAŞATAN TAKIM5856576023461013141619202226322936394244465053KOÇ ÜNİVERSİTESİADINA SAHİBİProf. Dr. Umran İnanYAZI İŞLERİ MÜDÜRÜAyça YürükEDİTÖREnis DemirbağGÖRSEL YÖNETMENLevent PakdamarKATKIDA BULUNANLARLeyla Atay, Dudu Karaman,Senem Ener Turan, SelmaPakdamar, Çağla Güneşler,Aykut KaradereOFSET HAZIRLIK VE BASKIGezegen TanıtımYAPIMDemirbağ Yayın ve Tasarıminfo@demirbag.netYAYIN KURULUAhu ParlarBilgen BilginDemircan CanadinçEbru TanHayati ÇıtaklarLemi BaruhMine ÇağlarNazmi AğılÖzden Gür AliSanem Yükselsoy TekcanŞevket RuacanZeynep BaşakZeynep Derya TarmanZeynep OdabaşıKOÇ ÜNİVERSİTESİRumelifeneri Yolu34450 Sarıyer İstanbulTel: 0212 338 1000www.ku.edu.trkule@ku.edu.tr
  3. 3. 2REKTÖRÜN MESAJIKoç Üniversitesi kuruluşundan bu yana her sene başarı öyküsüne yeni altınsayfalar eklemiştir. 2010’u da çok güzel gelişmelerin ve yeniliklerin yılı olarakanımsayacağız. Geride bıraktığımız bu yılı kısaca gözden geçirdiğimizde, yepye-ni bir ivmenin yansımalarını açıkça görebiliyoruz.Geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu yıl da Türkiye çapında derece yapmış çokbaşarılı öğrencilerin bizi tercih etmesinin gururunu yaşarken, 2010 öğrenciyerleştirme sonuçlarında bütün kategorilerde çok önemli iyileşmeler gözle-yerek özellikle sevindik ve gurur duyduk. Böylelikle, 2010-2011 öğrenim yılınaharikulade bir ivme ile girdik. 2010 yılı üniversite giriş sınavı sonucunda ilk100’den 27 öğrenci, ilk 500’den 69 öğrenci ve ilk 1000’den 106 öğrenci KoçÜniversiteli oldu. Tüm bölümlerimiz kontenjanlarını doldurduğu gibi bütünbölümlerimizde gerek taban ve gerekse tavan puanlarımızda öncesinde eşigörülmemiş sıçramalar oldu. Öğrencilerimizin %60’ını 2009’da ilk 100,000’denalırken, 2010’da ilk 40,000’den aldık. Ayrıca üniversitemizde bu yıl çok özel yenisoluklar hissedilmeye başlandı. Yeni kurulan Tıp Fakültemiz ile Medya ve GörselSanatlar Bölümü’ne ilk öğrencilerimizi aldık. Artık aramızda 40 doktor adayı ile25 medya ve görsel sanatlar uzman adayı var.Koç Üniversitesi ailesine katılan yeni her üyenin, her öğrencinin bizleri zengin-leştirdiğine inanıyorum. Yeni bölümlerimizin, öğrencilerimizin ve uluslararasımisafirlerimizin her biri bize başka bir renk katıyor. Bu zenginliğe paha biçile-mez. Her gün daha çok ve yeni renk için çalışıyoruz. Bu anlayışla yürüttüğümüzçalışmalarla üniversitemizin uluslararası entegrasyonu da hedeflediğimiz yöndegelişiyor. Öğretim üyelerimizin yüzde 95’inin doktora derecelerini ve doktorasonrası çalışmalarını yurtdışında yapmış olmaları nedeniyle, uluslararası düzey-de geniş yelpazeli akademik bağlantılarımız var. Yeni yapılandırdığımız Uluslara-rası Programlar Ofisimiz, öğrenci değişim programlarının yanı sıra yurtdışındakiüniversitelerle akademik işbirlikleri, araştırma projeleri, öğretim üyesi değişimprogramları gibi çok çeşitli işbirliği olanakları yaratıyor.Aslında uluslararası genişlememiz pek çok koldan aynı anda sürüyor. Üniversite-mizin eğitim programları ve araştırma projeleri yurtdışında kayda değer bir ilgigörüyor. Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü’nün sunduğu Executive MBA prog-ramı, Financial Times (FT) gazetesinin 2010 yılı en iyi küresel EMBA programlarılistesinde 57’nci sırada yer aldı. FT’nin bu listesinde ülkemizden ve hatta içindebulunduğumuz coğrafi bölgeden başka bir üniversite bulunmuyor.Aralarında London School of Economics, HES Paris, Rotterdam School ofManagement gibi dünyanın önde gelen işletme okulları ve endüstri lideri çokuluslu şirketlerin, dünya ölçeğinde bir stratejik ittifakı olan Uluslararası İşletmeOkulları Birliği’ne (CEMS) Türkiye’den katılan ilk ve tek üniversite yine, KoçÜniversitesi... Bu program kapsamında 2010–2011 öğrenim yılında UluslararasıYönetim Yüksek Lisans Programı’na ilk öğrencilerimizi aldık. Koç ÜniversitesiCEMS MIM programı ve bu programa kabul edilen öğrenciler de beraberlerin-de yepyeni renkler getirdiler.Öğrencilerimiz ve öğretim üyelerimiz ile yaptığımız araştırmalar ve ürettikle-rimizde taşıdığımız heves, sahip olduğumuz renk zenginliğini paylaşmamızıkolaylaştırıyor. Bu anlayışla, sanayi-üniversite işbirliği ile Ar-Ge çalışmalarınaağırlık veriyoruz. Bugün ülkemizdeki endüstri de uluslararası rekabet için en üstdüzeyde Ar-Geye ihtiyaç duyuyor. Biz de çalışmalarımızı bu uğurda son süratyapılandırıyoruz.Geçen aylarda yine birçok öğretim üyemizin ödüllere layık görülmesinesevindik ve onlarla gurur duyduk. Temmuz 2010’da Koç Üniversitesi Elektrik veElektronik Mühendisliği’nden Doç. Dr. Alper Tunga Erdoğan, Uluslararasıİlişkiler’den Yrd. Doç. Caner Bakır, Makina Mühendisliği’nden Doç. Dr. MetinMuradoğlu, TÜBİTAK Teşvik Ödülleri’ne, ve ben de TÜBİTAK Özel Ödülü’ne layıkgörüldük. Fizik bölümünden Yrd. Doç. Kaan Güven FABED Ödülü’nü (FeyziAkkaya Bilimsel Etkinlikleri Destekleme Fonu) ve Matematik bölümünden Yrd.Doç. Barış Coşkunüzer Mustafa Parlar Araştırma Teşvik Ödülü’nü almaya hakkazandı.2010 Aralık ayı başında Koç Üniversitesi Kimya ve Biyoloji Mühendisliği bölü-münden Doç. Dr. Özlem Keskin Özkaya Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) AsosiyeÜyesi olarak ve ben de Asli Üye olarak seçildim. Özellikle genç bilim adamları-mızın aldıkları bu ödüller üniversitemizin itibarını bir kez daha kanıtlarken aynızamanda daha da iyi başarıları hedeflemek konusunda bizleri kamçılamakta-dır. Koç Üniversitesi, “mükemmeliyet merkezi” olma vizyonu doğrultusunda2010’da da büyük emekler sarf etti ve mesafeler katetti. Zaten bir kurumumükemmel kılan vizyonu uğrunda gösterdiği çaba, sağladığı sürekli gelişim,çoğalan renkliliği ve adanmışlığıdır. 2010 yılı boyunca da Koç Üniversitesi’nintüm bölüm, birim ve üyeleri olarak bu anlayışla çalıştık. Geriye dönüp bakıncabaşardıklarımızı görmek, bizleri hep daha iyisini yapmak için motive ediyor.2011 yılının Koç Üniversitesi’ne ve memleketimize yepyeni renkler, heyecanlar,güzel başlangıçlar ve unutulmaz başarılar getirmesini dilerim.Prof. Dr. Umran İnanRektörMerhaba...
  4. 4. 3ÖĞRENCİ KONSEYİÜniversitemiz açıldığında ilk dersi veren Vehbi Koç, “Koç Üniversitesi’ninkendine has gelenekleri olacaktır. Bunlara uyun ve sahip çıkın” demiş-ti. Koç Üniversitesi ailesine bu yıl katılan herkesi selamlarken onlara busözü hatırlatmak istiyorum. Koç Üniversiteli olmak bir ayrıcalık, bunuokula adım attığımız ilk günden beri biliyoruz. Hayatımız boyuncabunun gururunu duyacağımızdan sizin de şüpheniz olmasın. Kuru-luşundan itibaren vizyonunu ve misyonunu sağlam temeller üzerineinşa etmiş olan Koç Üniversitesi her sene daha da ileriye gidiyor. 1993yılında eski bir kibrit fabrikasının restorasyonuyla hayat bulan İstinyeKampüsü’nde yaratılan ilk kıvılcımın ardından alevlenen Koç Üniversi-tesi, dahil olduğu uluslararası programlar ve açılan yeni bölümleriyleyurtiçinde olduğu kadar yurtdışındaki saygınlığıyla da bizleri gurur-landırıyor.Şüphesiz ki her birimiz farklıyız fakat ortak değerler söz konusuolduğunda hepimiz tek bir amaç etrafında birleşiriz. Koç Üniversitesiöğrencileri ve mezunları özgür düşünen, kendine güvenen, bugününsorunlarının yanı sıra geleceğin sorunlarını da öngörerek çözmek içinçalışan, ülke ve dünyanın geleceği için katkılar yapan değerler olacak.Öğrencilerin sesi olarak gücümüzü tamamen öğrencilerden alıyoruzve üniversitemize değer katmak için çalışıyoruz. Öğrenci Konseyiolarak görevimiz kendini ifade etmek, sosyal ve akademik yaşamakatkıda bulunmak isteyenlerin demokratik bir ortamda karar alabil-mesini ve bu kararların hayata geçirilmesini sağlamak. Bunun için herçarşamba günü Öğrenci Merkezi’nin birinci katındaki öğrenci konseyitoplantı odasında buluşuyoruz. Hayal edebildiğimiz ölçüde gelişe-bileceğimizi vurguluyor, bizimle fikirlerini paylaşmak isteyen herkesibu toplantılara bekliyoruz. Her zaman her türlü sorununuzda bizimlekonsey@ku.edu.tr adresinden iletişime geçeceğinizi umuyoruz. Sa-dece rektörlük, genel sekreterlik, öğrenci dekanlığıyla değil, kampüsiçerisindeki tüm birimlerle doğrudan temasa geçerek sorunlarımızamümkün olduğunca hızlı çözümler üretmek için çalışacağımız birdöneme daha başlıyoruz. Amatör bir ruhla profesyonel projeler ger-çekleştirmeyi hedefleyen Öğrenci Konseyi’ne katılımınız boşa atılmışbir adım olmayacaktır.Geçtiğimiz yıl okulumuza büyük katkılar sağlayan Öğrenci Konse-yi üyelerine ve eski başkanımız Avni Mert Toplu’ya devraldığımızprojeleri devam ettireceğimize dair söz veriyoruz. Üniversitemizi yeniprojelerle daha da ileriye taşımak için elimizden gelenin en iyisini ya-pacağız. Bizlere her konuda destek olan öğrenci dekanlığı, genel sek-reterlik ve Koç Üniversitesi ailesinin diğer üyelerine şimdiden teşekkürederiz. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu bir yıl geçirmemiz dileğiyle.Süleyman OnayÖğrenci Konseyi BaşkanıYeni bir yıl,yenilenen hedeflerÜniversitemizi yeni projelerledaha da ileriye taşımak içinelimizden gelenin en iyisiniyapacağız.
  5. 5. 4KAMPÜSTEN NOTLARKoç Üniversitesi Medya ve GörselSanatlar Bölümü, Hollanda hükü-meti kamusal alan sanat danışmanıHans van den Ban’ı, Koç ÜniversitesiRumelifeneri Kampüsü KurucularSalonu’nda 25 Ekim’de öğrencilerlebiraraya getirdi. Söyleşide, Hansvan den Ban, Hollanda’nın kamusalalanda sanat politikaları üzerine bilgiverdi; hastaneler ve hapishaneler dedâhil olmak üzere kamusal alandaestetik ve sanat eğitim ve etkinlikle-rinin halk üzerindeki yansımaları, bukapsamda, Hollanda’nın geliştirmek-te olduğu yeni politikalar ve kamusalalanda sergilenen sanatsal projelerüzerinde duruldu.Ötanaziye evet mi, hayır mı?Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin organizasyonuyla Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu’nda 8 Kasım’da “Ötanaziye Evet mi, Hayır mı?”konulu bir sempozyum gerçekleştirildi. Sempozyumda “Hollanda, Avustralya gibi bazı ülkelerde ötanazi suç sayılmıyor”, “Türk hukukunda öta-nazi suç mudur, değil midir?” gibi konular akademisyenler ve hukukçular tarafından tartışıldı.Koç Üniversitesi, Öğrenci Değişim Prog-ramları aracılığıyla yurtdışında anlaşmayaptığı üniversitelerde öğrencilerine eği-tim fırsatı yaratmaya devam ediyor. Sonolarak, bilim ve teknoloji alanında ciddi birmerkez olan Kyoto Üniversitesi ile görüş-meler gerçekleştirildi. Koç Üniversitesi’niziyaret eden Kyoto Üniversitesi RektörüProf. Dr. Hiroshi Matsumoto ile beraberin-deki yedi kişilik heyet, Rektörümüz Umranİnan, rektör yardımcıları ve dekanlar ilegörüşerek çeşitli konularda ortaklıklar kur-ma konusunda anlaştılar. Kyoto Üniversite-si ile Koç Üniversitesi’nin değişim anlaşma-sı yaptığı üniversite sayısı 132’ye ulaştı.Koç Üniversitesi Münazara Kulübü2003 senesinden beri düzenlemekteolduğu 200X serilerini bu sene deİstanbul 2010 Münazara Turnuvası iledevam ettirdi. Her sene yurtdışındanpek çok münazırın ilgisini çeken tur-nuva 3–7 Eylül tarihlerinde Rumeli-feneri Kampüsü’nde gerçekleştirildi.Rekabet ve eğlencenin bir aradayaşandığı etkinliğe 200’ün üzerindemünazır katıldı.Kyoto Üniversitesi ile akademik ortaklıklarHans van den Ban Koç Üniversitesi’nde Koç Üniversitesimünazaraya 200Xserileriyle devamediyor!
  6. 6. 5Koç Üniversitesi Tıp Fakültesiile Harvard Üniversitesi TıpFakültesi’nin işbirliğiyle düzenle-nen, Sağlık Bakanlığı İstanbul İlSağlık Müdürlüğü’nce de destek-lenen “Sağlık Bilimlerinde Araş-tırma Yöntemleri” konulu ortakyaz okulu, 19–23 Temmuz 2010tarihleri arasında Koç Üniversi-tesi Rumelifeneri Kampüsü’ndegerçekleştirildi.Koç Üniversitesi Küreselleşme ve Demok-ratik Yönetişim Araştırma Merkezi’ninorganizasyonuyla Anadolu MedeniyetleriAraştırma Merkezi’nde 21 Ekim’de düzen-lenen “Referandum Sonrası Türkiye’deDemokratikleşme Perspektifleri” konulupanel gerçekleştirildi.7 Kasım’da TÜYAP İstanbul Fuarı’nda kitapseverlerle buluşan Koç Üniversitesi Yayınları, aynıgün içerisinde TÜYAP Marmara Salonu’nda “Koç Üniversitesi’nde Sosyal ve Beşeri Bilimler:Toplumun ve Bireyin Refahına Katkılar” konulu paneli gerçekleştirdi. Panel sonrasında düzen-lenen imza gününde Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı kitapseverlerle buluştu.Fikir Sermayeleri ve Girişimcilik üzerine...Global Girişimcilik Haftası, TOBB himayesinde TOBB Genç Girişimciler Kurulu, TOBB KadınGirişimciler Kurulu ve Endeavor’ın ev sahipliğinde düzenlendi. Global Girişimcilik Haftasıkapsamında 11 Kasım’da Koç Üniversitesi’nin ev sahipliğinde “Fikir Sermayeleri ve Girişim-cilik” konulu panel gerçekleştirildi.HarvardTıp ile yazokulu işbirliğiKoçGLODEMDemokrasiveReferandumPaneliKoç ÜniversitesiYayınlarıTÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda
  7. 7. 6HABERBu yıl gerçekleştirilen Üniversiteye UyumProgramı da başarıyla tamamlandı. Progra-mın açılışında Rektör Umran İnan, ÖğrenciDekanı Bilgen Bilgin ve Öğrenci KonseyiBaşkanı Süleyman Onay konuşma yaptılar.Ardından, tüm yeni öğrenciler kendilerine ata-nan rehber öğrencilerle (mentorlar) tanıştılar.Bu tanışmanın ardından fakülte tanıtımları,KOLT (Office of Learning and Teaching), ALIS(Academic Life Skills), KURES (Koç ÜniversitesiRehberlik Servisi), Öğrenci Değişim Programı(Exchange Office), Danışman Programı ve YurtMüdürlüğü tanıtım toplantıları yapıldı. Havaşartları nedeniyle spor salonunda stand açanyaklaşık 45 kulüp kendilerini tanıtma fırsatıbuldu. Şenlik havasında geçen kulüp aktivi-telerinde oyunlar, workshoplar, canlı müzikperformansları ve dans gösterileri dikkat çekti.Ayrıca, Odeon parti alanında yapılan oryan-tasyon partisine katılım oranı fazlaydı.Oryantasyonun ikinci gününde yeni öğ-renciler çeşitli eğitimlere katıldılar. Rehberöğrenciler eşliğinde eğitimlere götürülen KoçÜniversiteli yeni öğrenciler CIT (bilgi işlem),kütüphane, smart ID ve Kuais gibi üniversitehayatları için önem taşıyacak eğitimlerinitamamladılar.27 Eylül’de ise sadece ELC (Hazırlık)Bölümünde okuyacak öğrenciler içinSGKMde bir günlük bir oryantasyon düzen-lendi. Program boyunca Hazırlık Bölümü vesınav geçme sistemi ile ilgili bilgiler verildi.Ayrıca, Kayıt Kabul Müdürlüğü, Ders DışıFaaliyetler Koordinatörlüğü ve KURES sunumlaryaparak kendilerini tanıttılar.Rehber öğrenci (mentor) nedir?Rehber öğrenci sistemi (mentorship), KoçÜniversitesinde 1999 yılından beri akran desteksisteminin bir parçası olarak işliyor. Yeni gelenöğrenciler arasından şehir ve bölüm bazında12şerli gruplar oluşturuluyor ve grupların herbirine Koç Üniversitesi öğrencileri arasındanmülakatla seçilen ilgili bölümlerden mentorlaratanıyor. Mentorların temel görevi, üniversiteyeuyum süresince öğrencilere destek olmak. Bugörev kapsamında, uyum programı içinde yeniöğrencilere verilen kütüphane ve CIT gibi eği-timler de rehber öğrenciler tarafından veriliyor.Her sene Koç Üniversitesi Öğrenci Dekanlığı tarafından yeni girişli öğrenciler için düzenlenenÜniversiteye Uyum Programı bu yıl 22-23 Eylül tarihlerinde Rumelifeneri Kampüsündegerçekleştirildi. Programa katılan öğrenciler düşüncelerini Kule’ye anlattı.Yeni biroryantasyonunardından
  8. 8. 7Oryantasyon programının ardından bu yıl ilk kezöğrenci alan Koç Üniversitesi Medya ve Görsel TasarımBölümü ile Tıp Fakültesi öğrencileriyle görüştük. İşte yeniöğrencilerimiz ve düşünceleri...Medya ve Görsel Sanatlar öğrencileriYusuf Güngör: Antalya Manavgat Lisesi’nden mezunum. ÖSS’de sözel bölümde Türkiye 121.’si oldum.Üniversite için İstanbul’a gelmeye karar verdikten sonra, buradaki üniversiteleri dolaştım. Koç Üni-versitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nün ideallerime en uygun yer olduğunu gördüm. Sınavahazırlanırken çok emek sarf ettim, şimdi bunun karşılığını aldığım için kendimi iyi hissediyorum.Oryantasyon sayesinde okulu biraz daha tanıma fırsatı buldum, kendime güvenim arttı. Okulu dahafazla sevdim ve bölümümün çok iyi olduğuna tam olarak inandım. Öncelikle iyi bir şekilde İngilizceöğreneceğim. Sonra çift anadal da yapabilirim. Buradaki eğitimin bana pek çok fırsat sunacağına ina-nıyorum. Basit şeyleri yapmak için hayatta olmadığımızı, tanrının herkese bir görev verdiğini ve benimgörevimin de kolay olmayanları yapmak olduğunu düşünüyorum.Başak Layiç: İstanbul Tekirdağ Anadolu Lisesi’nden mezunum. ÖSS’de Türkiye 220.’si ol-dum. Bütün üniversiteleri gezdikten sonra, “Koç Üniversitesi’nde 24 Saat” yaz programınakatıldım ve benim için en uygun yerin burası olduğuna karar verdim. Koç Üniversitesi’ninöğretim kadrosu, sağladığı olanaklar, akademik ve sosyal ortam hepsi mükemmel. Üniver-sitenin kampüsünün şehir dışında olmasının da önemli bir avantaj olduğunu düşünüyo-rum. Bölüm yeni açılmış olmasına rağmen Koç’un yaptığı her şeyin en iyisini yapacağınıdüşündüğüm için burayı seçtim.Oryantasyon programının başarısı hepimizin çok kısa bir zamanda kaynaşmasını veüniversiteye kısa zamanda ısınmamızı sağladı. Hocalarımızı gördük, mentor’luk sisteminingüzelliğini yaşadık.NazlıhanÖzcan:EnbüyükhedeflerimdenbiriolanKoçÜniversitesiMedyaveGörselSanatlarBölümü’nükazandığımiçinçokmutluyum.Buüniversiteninvebölümünbanaileriyeyönelikbüyükavantajlarsağlayacağınainanıyorum.Yelpazesiçokgenişbireğitimalacağız.Koç’ageldiğimdedekan,dekanyardımcılarıveöğretimüyele-rindengörüştüğüminsanlarınbanahayalimdekişeyisunduğunugördüm.MezunolduğumuzdaklasikgazetecilikyapmakyerineGooglegibikuruluşlardabileçalışabileceğiz.Çiftanadalimkânıvesertifikaprogramlarıdaçokbüyükavantaj.Koçmarkasınınbanaçokşeykatacağınainanıyorum.AslındalisemizüniversiteyegezidüzenlediğizamanKoçÜniversitesi’nidüşünmemiştim.FakatMedyaveGörselSanatlarBölümüaçılacağınıöğrendiğimdeyaptığımaraştırmalarbenimiçinenuygunyerinburasıolduğunugösterdi.Oryantasyonsırasındadaaynıprogramıkazananarkadaşlarlatanıştım.Çokgüzelbirgrubumuzoldu.Okuludahayakındantanıdım.Mentorumuzçokiyiseçilmişti.Çokiyivakitgeçirdikhemeğlendikhemdebilgilendik.
  9. 9. 8Erol Can Bayraktar: 1992 doğumluyum. Ailem Ankara’da yaşıyor. Ankara Fen Lisesi’nibitirdim. ÖSS’de MF’de Türkiye 13.’sü oldum. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne tam bursluolarak girdim. Koç Üniversitesi’nin akademik ortamını gördükten sonra burayı tercih ettim.Burada yurtta kalıyorum.Oryantasyon eğitimleri çok başarılıydı. İnsanların kaynaşması için en uygun ortam iyi birşekilde hazırlanmıştı. Bizlerin kendini yalnız hissetmemesini sağlamak için güzel çalışmalarvardı. Okulun alt yapısının ve olanaklarının çok iyi olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadartanıştığım bütün hocalarda mükemmel insanlar.Yasemin Göker: Ankara, Özel Bilkent Lisesi’nden mezun oldum. En çok istediğim bölüm veilk tercihim olan üniversiteye %50 burslu girdiğim için çok mutluyum. Bölümün bu yıl açılmasıve uyguladığı program bana çok cazip geldi. Bu bölümün ilk mezunları arasında yer alma-nın ve Koç Üniversitesi’nde eğitim görmenin büyük bir şans olacağını düşünüyorum. Hemuygulanan çekirdek programın hem de derslerimizin mükemmel planlandığını görüyorum.Not ortalamam istediğim gibi olursa psikoloji ya da sosyolojide çift anadal yapmak istiyorum.Önümüzdeki dönemde reklamcılığa ya da televizyonculuğa yönelmeyi düşünüyorum.Bu bölümü seçtim çünkü bu bölümün yeterince emek verildiğinde insana gurur verdiğinetanık oldum. Halam TRT’de tv prodüktörüyken Vehbi Koç’un hayat hikayesini hazırlamıştı.Vehbi Koç vefat ettiğinde kasasından o programın videosu çıkması benim için çok etkileyicibir örnek oldu.Oryantasyon sırasında Koç Üniversitesi’ni daha yakından tanıma şansım oldu. Buradaki teknolojikimkânların beklediğimden çok daha üst düzeyde olduğunu gördüm. Rektörün, dekanın ve diğeröğretim üyelerinin konuşmaları da beni çok etkiledi. Sınıf arkadaşlarımla tanıştım ve kaynaştım.Tıp Fakültesi öğrencileriHABER
  10. 10. 9Ceren Baş: Galatasaray Lisesi’ni bitirdim. Son bir sene boyunca tıp okumayı düşünmüyor-dum fakat daha sonra bu kararım değişti ve %50 burslu olarak Koç Üniversitesi’ne girdim.Annem de doktor olduğu için ailem bu karardan çok memnun. Şimdi çok hevesli vemutluyum. Hocalarımla da konuştuktan ve ortamı gördükten sonra bu tercihimin çok iyiolduğunu düşünmeye başladım. Ben aslında hep hastayla ilişki içinde olmayı düşünüyor-dum ama şimdi araştırmayı da istiyorum. Yurtdışı stajlarına da katılmayı planlıyorum.Oryantasyonumuz güzel geçti ve beklentilerime çok iyi cevap verildi. Koç Üniversitesi’ninbir şey yapmak istediğim zaman sonuna kadar bana destek olacağını hissediyorum. 40kişi olarak Tıp Fakültesi’ne girdik. Bu sene hazırlığı atlayan 14 kişinin altısı GalatasarayLisesi’nden. Bizde insanlar birbirine çok yakındır. Aynı lisenin mezunları olarak bir aradaolmak bizim için çok güzel.Çağla Yasa: Galatasaray Lisesi’nden geldim. Bursalıyım. ÖSS’de MF’de39., yabancı dilde Fransızca’da Türkiye birincisi oldum. Koç ÜniversitesiTıp Fakültesi’ne yapılan yatırımlar ve az sayıda öğrenciye eğitim verilecekolması beni etkiledi. Hazırlığı atlayan 14 kişiyiz. Bir hocaya üç öğrenci düşü-yor. Yeni hocalarımız da gelecek. Daha önce araştırmaya yönelmeyi düşün-müyordum ama şimdi buna sıcak bakıyorum. Uzmanlığımı yaptıktan sonrabaşarılı bir doktor olmayı ve klinik bölümünde kalmayı düşünüyorum. TıpFakültesi Dekanı Şevket Ruacan yurtdışında staj yapabileceğimizi, bununiçin gerekli bağlantıların kurulması konusunda bize yardımcı olacaklarınısöyledi. Fransa ve Amerika’da staj yapmak istiyorum. Koç Üniversitesi TıpFakültesi’nin olanakları diğer üniversitelere göre oldukça fazla. Ben de buolanaklardan yararlanmak istiyorum.Koç Üniversitesi kampüsünde hareketli bir sosyal ortam var. Oryantasyonsırasında kulüp faaliyetleri hakkında tanıtımlar vardı. Dans kulübüne üyeoldum.Barlas Benkli: Galatasaray Lisesi’nden mezun oldum.Aslen Eskişehirliyim. MF3’te 126., Dil3’te 30. oldum.Koç Üniversitesi’ni seçmemin farklı sebepleri var.Modern olması, az öğrenciyle eğitim yapması, eğitimdilinin İngilizce olması ve en yakın arkadaşlarımınburayı seçmesi nedeniyle ben de burayı tercih ettim.Planlarım değişmezse mezun olduktan sonra üniver-sitede kalmak istiyorum.Galatasaray’da müzik kulübünün başkanıydım. Gitarçalıyorum. Burada da müzik kulübüne katıldım.Kulüplere katılarak İspanyolca ve Fransızca bilgimiilerletmek istiyorum. Okulun fiziki imkanları çok iyibuldum. Kütüphaneyi de çok beğendim. Buradakiimkânlardan yararlanmayı ve uluslararası dergileritakip etmeyi düşünüyorum.
  11. 11. 10FEN FAKÜLTESİÖncelikle tebrik ediyoruz. 25 Ağustos’taFen Fakültesi Dekanı olarak atandınız.Bize aldığınız eğitimden ve bugünekadar yaptığınız çalışmalardan bahsedermisiniz?Lisans, yükseklisans, ve doktora çalışmaları-mı Cornell Üniversitesi’nde tamamladıktansonra 1994 yılında Koç Üniversitesi FizikBölümü’nde yardımcı doçent olarak görevebaşladım. 1999’da doçent, 2004 yılında daprofesör olarak atandım. Koç Üniversitesi’nekatıldığımdan beri araştırmalarımı sürdürü-yorum. Yöneticiliğe başladığım için yükümartmış olsa da araştırmalarıma bir yandandevam ediyorum. Fizik bölümü içinde kurdu-ğumuz lazer araştırma laboratuvarında, yenive özgün lazer sistemlerinin geliştirilmesikonusunda bilimsel çalışmalar yürütüyoruz.Uzmanlık alanlarım arasında femtosaniyelazerlerinin geliştirilmesi konusu var. Çok kısasüreli optik darbeler üreten lazerler üzerin-de yürüttüğümüz bu çalışmaların birçokuygulama alanı bulunmaktadır. Örneğin,atomik ve moleküler etkileşimlerde gözlenenve çoğu kez saniyenin trilyonda biri mertebe-sinde veya daha kısa bir sürede gerçekleşenolayları, femtosaniye lazer darbelerini zamanreferansı gibi kullanarak hassas bir biçimdeölçmek mümkündür. Ayrıca, değişik uygu-lamalarda kullanılabilecek kristal lazerleri vecam lazerlerinin geliştirilmesi üzerine de ça-lışmalarımız var. Projelerimiz hem Vehbi KoçVakfı kaynaklarıyla, hem de yurt içi ve yurtdışından aldığımız projelerle destekleniyor.Yürüttüğünüz araştırmaların gündelikhayattaki kullanım ve uygulama alanlarıhakkında bilgi verebilir misiniz?Haberleşme, sağlık, ve endüstride birçokuygulama alanı mevcut. Örneğin yakınzamanda öğrencilerimle geliştirdiğimiz birtulyum lazeri, doku kaynağı deneylerinde,yani kesilen dokunun dikişsiz kaynaştırılma-sında kullanıldı. MIT ile ortak sürdürdüğümüzbir başka projede, geliştirdiğimiz ve maliyetidüşük femtosaniye lazerleri ile canlı dokudayüksek çözünürlükte biyomedikal görüntü-leme yapılabileceğini gösterdik. Haberleşme,bilgi aktarımı ve bilgi işlemede de lazer ışığın-dan devamlı yararlanılıyor. Burada, lazerlerçok hızlı ve gürültüsüz veri aktarımını sağlıyor.Ayrıca, otomotiv sanayisinde hassas kesme vekaynak yapmak için de yine fiber veya kristaltabanlı birçok lazer kullanılıyor.Koç Üniversitesi Fen Fakültesi’nin hedefle-rinden bahseder misiniz?Fakültemizin araştırma ve eğitim olmak üzereiki temel görevi bulunmaktadır. Araştırmadabaşlıca hedefimiz dinamik, araştırma konu-larındaki hızlı değişimi yakalayabilen, özgünve disiplinler arası çalışmalar sürdürebilen birfakülte olmak. Fen Fakültesi’nde fizik, kimya,matematik ve moleküler biyoloji olmaküzere dört bölüm yer almaktadır. Bu alanlar20. yüzyılda birbirlerinden nispeten dahabağımsız bir şekilde gelişmiş ve altın çağınıyaşamıştı. O dönemde de bu alanlar arasındabir etkileşim olsa da bugünkü düzeyde değil-di. Günümüzde ise çok daha farklı bir tablogörüyoruz. Biyofizik, moleküler biyoloji,nano-biyo-fotonik gibi birçok yeni disiplinle-rarası alan ortaya çıktı ve üzerinde odakla-nılan araştırma konuları değişti. Bir örnekverecek olursak, teorik kimyada 20. yüzyıldaen önemli konulardan biri, o zamanda yenigeliştirilen kuantum mekaniksel yöntemlerledeğişik moleküllerin yapılarını ve spektros-kopik özelliklerini incelemekti. Bugün ise bukonuda cevaplanmaya çalışılan en önemlisorular arasında, ‘Acaba şu molekülü hangihastalığın tedavisinde kullanabilirim?’ veya,‘Bir hastalığı tedavi etmek için hangi fizikselözelliklere sahip bir molekül tasarlamak uy-gun olacaktır?’ yer alıyor. Daha birçok örnekvermek mümkün. Özetle, bu alanlar artıkbirbirleri ile çok iç içe girdi. Bir bakıma 21.Özgün, disiplinler arası vearaştırmayla tümleşmişbir eğitimKoç Üniversitesi Fen FakültesiDekanı Prof. Dr. Alphan Sennaroğluhedeflerini anlattı.
  12. 12. 11yüzyıl, az önce saydığım veya şu an hayalinibile kuramadığımız birçok yeni disiplinlerarası alanın ortaya çıkacağı dönem olacak.Temel bilimler arasındaki etkileşim tabii kisadece fen bilimleriyle de sınırlı kalmayacak.Ben bu heyecan verici değişimi yakalayabi-len araştırma projelerinin oluşturulması veyürütülmesinden yanayım. Bu bağlamdafakültemizde bu değişime ayak uydurabilençok aktif ve üretken araştırmacılara sahipolduğumuzu düşünüyorum.Eğitim konusuna bakacak olursak, bildiğinizgibi Koç Üniversitesi’nde liberal arts eğitimprogramını benimsedik. Öğrenciler uzmanlıkalanlarının yanı sıra birçok konuda ders almafırsatı buluyorlar. Bu tarz eğitimin, bireyin çokyönlü bir şekilde kendini geliştirebilmesi içindaha yararlı olduğunu düşünüyorum. Bizimde fakülte olarak bu konuda çok önemligörevlerimiz var. Çeşitli bölümlerden birçoköğrencinin alması gereken temel dersleriçekirdek program içerisinde veriyoruz.Müfredatımızı oluştururken önemli olanbir başka nokta da, hızla değişen teknolojive yeni gelişen disiplinler arası alanlarınkarşısında vereceğimiz eğitimin niteliği venasıl olacağıdır. 50 yıl önceki müfredatlaeğitim vermek artık doğru değil. Bu noktada,‘Öğrenciler nasıl bir eğitim sonucunda, üni-versite boyunca edindiği bilgilerle bir ömürboyu hızlı değişimlere ayak uydurabilir?’sorusu gündeme geliyor. Benim bulduğumen kolay cevap, temel ilkeler ve araştırmaylatümleşmiş, disiplinler arası eğitimin kuvvet-lendirilmesi yönünde.Fakültenizdeki bölümler, öğrenci sayılarıve mezunlar hakkında bilgi verir misiniz?Fakültemize her yıl toplam 46 öğrenci alıyo-ruz. Temel bilimlerde eğitim almak için he-vesli olan gençlere lisans düzeyinde pek çokolanak sağlıyoruz. Öğrencilerimizin büyük birkısmı burslu olarak okuyor. Toplam 35 tamzamanlı öğretim üyemiz görev yapıyor. Halendört tam zamanlı öğretim üyesinin bulun-duğu moleküler biyoloji ve genetik bölü-mümüz, önümüzdeki yıllarda da büyümeyedevam edecek. Öğretim üyelerimizin tümüaraştırma konularında çok başarılı, en saygınbilimsel dergilerde yayın yapabiliyorlar veuluslararası konferanslara aktif bir şekildekatılıyorlar. Birçok ödül de kazanmış olanbu hocalarımızın sadece Türkiye’de değil,uluslararası bilimsel topluluklar içerisinde desaygın bir yeri var.Mezunlarımız arasında, hem derslerinde hemde araştırmada başarılı olanların büyük birkısmı, yurt dışındaki saygın üniversitelerdeyüksek lisans veya doktora programlarınakabul ediliyor. Fakültemizde doktora çalışma-larına devam eden öğrencilerimiz ise doktorasonrası araştırma yapmak için yurt dışınagidebiliyor. Akademik kariyer hedefi olma-yan mezunlarımızın çoğunluğu, konularınındışındaki alanlardan da ders alarak piyasaylauyumlu çalışmalara yöneliyor.Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nde LaserAraştırma Laboratuvarı’nı kurdunuz. La-boratuvarlarınız ve öğrencileri araştırmasürecine nasıl kattığınız hakkında bilgiverir misiniz?Fen Fakültesi bünyesinde fevkalade modernlaboratuvarlar kuruldu. Moleküler biyolojive genetik bölümü için yürütülen alt yapıçalışmaları geçtiğimiz iki yılda araştırma veeğitim ihtiyaçlarımızı en üst düzeyde karşı-layacak şekilde tamamlandı. Fizik ve kimyabölümlerinde 17 yıldır eğitim verildiği içindeneysel ya da teorik konulardaki alt yapımıztümüyle oluşmuş durumda. Fakültemiz-Koç Üniversitesi Lazer Araştırma Laboratuvarı (Fotoğraf: Aref Mostafazadeh)Koç Üniversitesi Fen Fakültesidünya çapında tanınan başarılıöğretim üyelerinin yanı sırason teknolojiyle donatılmışaraştırma laboratuvarlarıyla daöne çıkıyor.
  13. 13. 12de anorganik sentez, biyokimya, genetik,hesaplamalı fizik, hesaplamalı kimya, hücrebiyolojisi, kuvantum tanecik sentezi, lazerbilimi ve teknolojisi, metamalzemeler veplazmonik, mikro fotonik, moleküler biyoloji,nano-fotonik, polimer kimyası, seramikler,spektroskopi, x-ışını kırınımı, yüzey kimyası,ve yüzey plazmon rezonansı konularındalaboratuvarlarımız bulunmaktadır. Araştırmagruplarımız, kuramsal ve deneysel olarak pekçok çalışma yürütüyor. Ayrıca tam teşekküllüeğitim laboratuvarlarımız da mevcut. Birincisınıftan itibaren bütün öğrencilerimizeeğitim dönemleri boyunca laboratuvarlardaaraştırma yapma fırsatı veriyoruz. Ayrıcalisans ve yüksek lisans düzeyindeki öğrenci-lerimiz tez projelerini bu altyapıdan faydala-narak sürdürebiliyor.Üniversite sanayi iş birliği konusunda,Koç Üniversitesi’nin atılımları var. Buanlamda sizin misyonunuz nedir?Fakülte olarak böyle projeleri her zaman des-tekliyoruz. Öğretim kadromuzun deneyselkonularda çalışan kısmı, uygulamaya yönelikçalışmalar da yürüttüğünden bu işbirliğinigerçekleştirecek imkânımız oluyor. TÜBİTAKve DPT destekli projelerimiz de var. Bunlariçinde en önemlilerinden bir tanesi, şimdiyekadar en büyük desteği almamızı sağla-yan KUYTAM, yani Koç Üniversitesi YüzeyTeknolojileri Araştırma Merkezi’nin hayatageçirilmesi projesi oldu. Bu yıl itibarıylaDPT tarafından 15 milyon TL’lik bir bütçeyledestekleniyoruz. Üç yıl boyunca sağlanacakbu destekle, bütün öğretim üyelerimizinkullanabileceği birçok modern deneyselcihaz temin edilecek ve yepyeni bir araştır-ma merkezimiz oluşturulacak. Bu girişimin,üniversitemizdeki araştırma üretkenliğini deciddi bir biçimde artırmasını bekliyorum.Velilere ve öğrencilere mesajınız var mı?Velilere mesajım, gençleri hiç tereddüt et-meden Koç Üniversitesi’nde eğitim almalarıiçin desteklemeleri. Çünkü burada gerçektenayrıcalıklı bir eğitim veriliyor. Lisans düze-yinden itibaren araştırma ortamı içerisindeeğitim almak hem çok önemli, hem de çoğuüniversite için lüks olan bir şey. Öğrencilereçok çalışmalarını ve temel bilimsel konular-da kendilerini iyi yetiştirmelerini öneririm.Yabancı dil konusunda eğitimlerini ihmaletmemeleri ve problem çözme becerilerinide geliştirmeleri çok önemli. Bir de tabi ki,kimsenin baskısı altında kalmadan kendisevecekleri alanda eğitim almalılar. Temelbilimlere karşı bir önyargı olabiliyor.Mezuniyet sonrasında iş bulma kaygısıöne çıkıyor. Günümüz şartlarında bununartık endişe duyulacak bir konu olmadığıgörüşündeyim. Çünkü burada yetişenöğrencilerimizin, araştırma imkanlarınınher geçen gün daha iyiye gittiği ülkemizde,gerek akademisyen ve gerekse araştırmacıolabilme şansı çok yüksek.Üniversitemizin her bölümü için geçerliolan, hem öğrencilerin hem de velilerinilgisini çekebilecek bir uygulaması da çiftanadal programları. İkinci yıldan itibaren,başka bir bölümün mecburi derslerini detamamlamak kaydıyla, beş yıl içerisinde ikidiplomayla üniversitemizden mezun olabil-mek mümkün. Her program için ikinci birprogramla çift anadal müfredatı oluştura-biliyoruz. Öğrenci ve velilerin seçim yapar-ken, Türkiye’deki birçok saygın üniversitearasında bizi öne çıkaran bu avantajları gözönünde bulundurmalarını öneririm.Son olarak yeni kitabınız hakkında bilgiverebilir misiniz?Benim 12 yıldır verdiğim lazer ve fotonikdersi notlarının bir araya getirilmesiyle ha-zırlanan kitabımın adı, Photonics and LaserEngineering: Principles, Devices, and App-lications. Yurtdışında McGraw-Hill yayınevitarafından 2010 Mayıs ayında yayınlandı.Üzerinde iki buçuk yıl kadar çalıştığım bukitap 11 bölümden oluşmakta. Ayrıca, foto-nik alanı dışındaki okuyucuların da konularıtakip etmesini sağlamak amacıyla elektro-manyetizma ve kuantum mekanik konuları-nı tekrarlayan bölümler de içeriyor. Fotonikkonusunda çalışanlar için faydalı bir kaynakolacağını umarım. Kitabı İngilizce yazdımama en kısa zamanda Türkçe’ye çevrilmesiiçin de girişimde bulunmak istiyorum.Fizik bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Alphan Sennaroğlu, KoçÜniversitesi Mütevelli Heyeti’nin aldığı kararla 25 Ağustos 2010’datarihinden itibaren Fen Fakültesi Dekanı olarak atandı.Lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerini sırasıyla 1988, 1990ve 1994 yıllarında Cornell Üniversitesi’nden alan Sennaroğlu,1994’te katıldığı Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nde, Lazer Araştır-ma Laboratuvarı’nı kurdu. Halen katı hal, femtosaniye lazerleri,doğrusal olmayan optik ve spektroskopi konularında araştırma-larını sürdürüyor. 1994’te yardımcı doçent, 1999’da doçent ve2004’te profesör olan Sennaroğlu, Türkiye Bilimler Akademisi’nin(TÜBA) asosiye üyesi.1998’de TÜBİTAK Teşvik Ödülü’nü, 2001’de TÜBA-GEBİP Ödülü’nüile İTÜ Vakfı Bilim ve Teknoloji Teşvik Ödülü’nü, 2002’de ICTP/ICOÖdülü’nü alan Prof. Dr. Alphan Sennaroğlu, aynı zamanda OpticalSociety of America(OSA), The Institute of Electrical and ElectronicsEngineers ve The International Society for Optical Engineering(SPIE) kuruluşlarının da üyesi.Alphan Sennaroğlu kimdir?FEN FAKÜLTESİ
  14. 14. 13HABER‘Semahat Arsel Hemşirelik KonuşmalarıDizisi’, hemşirelik alanında uluslararası say-gınlığı olan konuk konuşmacılarla hemşirelikmesleğinin geleceğine dair konuların konuşul-masını hedefleyen ve yılda bir kez düzenlenenbir organizasyon. Dizinin amacı, yıllardır Türkhemşirelerine katkıda bulunan Semahat Arsel’ionore etmek ve hemşirelikle ilgili önemli kü-resel sorunlara Türk hemşirelerinin dikkatiniçekmek.Semahat Arsel Hemşirelik KonuşmalarıDizisi’nin ilki 2009’da Koç Üniversitesi Hemşi-relik Yüksekokulu 10. Yıl Kutlamaları kap-samında yapıldı. Programda John HopkinsHemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Martha Hillyer aldı. Bu yıl, Koç Üniversitesi HemşirelikYüksekokulu’nda 21 Ekim’de gerçekleştirilenprogramın ana konuşmacısı, Londra’dakiKing’s College Florence Nightingale Hemşi-relik ve Ebelik Okulu Dekanı Prof. Anne MarieRafferty oldu. Bu mesleğin duayenlerindenbiri olarak kabul edilen Prof. Anne MarieRafferty, hemşirelik tarihinin önemi hakkındailgi çekici bir konuşma yaptı. Bu temanınseçilmesinin en önemli nedeni, SemahatArsel’in, alanında ödül almış tarihçilerdenbiri olan Doç. Dr. Yavuz Selim Karakışla’dan“Türk Hemşirelik Tarihi” hakkında bir kitapyazmasını istemesiydi. Karakışla, Semahat Ar-sel Hemşirelik Konuşmaları Dizisi-II’de, kitapprojesinin arşiv araştırmaları hakkında bilgiverdi. Ayrıca, Amiral Bristol Hemşirelik Okuluson Müdürü Gülsevim Çeviker de okuluntarihini anlattı.Hemşirelik tarihimercek altındaSemahat Arsel Hemşirelik Konuşmaları Dizisi’nin davetlisi olarak Türkiye’yegelen Londra’daki King’s College Florence Nightingale Hemşirelik veEbelik Okulu Dekanı Prof. Anne Marie Rafferty, hemşirelik tarihinin önemihakkında bir konuşma yaptı.Konuşmalar Dizisi’nin amacı, yıllardır Türk hemşirelerine kat-kıda bulunan Semahat Arsel’i onore etmek ve hemşirelikle ilgiliönemli küresel sorunlara Türk hemşirelerinin dikkatini çekmek.{ }Gülsevim ÇevikerSemahat Arsel ve Prof. Anne Marie Rafferty
  15. 15. 14HABERMEB, TEV ve Koç Üniversitesi, ortaklaşayürüttüğü çalışmalarla Türkiye’nin geleceğiaçısından büyük önem taşıyan konulardanbiri hakkında önemli bir adım attı. Üstünyetenekli gençlerin keşfedilmesi ve eğitimiüzerine düzenlenen 1. Uluslararası ÜstünYetenekliler Eğitimi Sempozyumu, 23-24Eylül’de gerçekleştirildi. Açılış törenine MilliEğitim Bakanı Nimet Çubukçu, TEV YönetimKurulu Başkanı Ömer M. Koç ve Koç Üniversi-tesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan konuşmacıolarak katıldı. Koç Üniversitesi’nde “ÜstünÇocukların Eğitimi” sloganıyla düzenlenensempozyumda üstün yetenekli gençlerin tes-pit edilerek eğitilmesi konusunda izlenecekyol haritası tartışıldı. Beş farklı ülkeden gelenbilim insanlarının tecrübelerini paylaştığısempozyumun sonuçları, Türkiye’deki yasaldüzenlemelere ışık tutacak.Dünyadan başarı öyküleriSempozyuma Güney Kore’den Prof. Dr.Meesook Kim, ABD’den Prof. Dr. JosephRenzulli, Prof. Dr. Sally Reis ve Prof. Dr. JuneMaker, İngiltere’den Prof. Dr. Deborah Eyre,Fransa’dan Prof. Dr. Taisir Subhi-Yamin ileAlmanya’dan Prof. Dr. Heidrun Stoeger veProf. Dr. Albert Ziegler katıldı. Ülkelerindekiüstün yetenekli çocukların eğitimi konusun-daki tecrübelerini paylaşan katılımcılar, Türkmeslektaşlarıyla birlikte ülkemizdeki uygula-maları değerlendirdi.Geleceğe ışık tutacakSponsorluğunu Vodafone, Kariyer.Net, Ga-ranti Bankası ve Türk Hava Yolları’nın üstlen-diği sempozyuma katılan bilim insanlarınınçalışmalarının, kalıcı bir kaynak olarak kul-lanılabilmesi için çalışmaların kitap olarakTürkiye’nin geleceği için büyük buluşmaMilli Eğitim Bakanlığı (MEB),Türk Eğitim Vakfı (TEV) veKoç Üniversitesi’nin ortakçalışmalarıyla düzenlenen1. Uluslararası Üstün YeteneklilerEğitimi Sempozyumu, KoçÜniversitesi’nin ev sahipliğindegerçekleştirildi.
  16. 16. 15yayımlanması planlanıyor. Sempozyumunsonuçları, Milli Eğitim Bakanlığı için üstünyeteneklilerin eğitimiyle ilgili strateji eylemplanı oluşturmada kaynak teşkil edecek veTürkiye’de bu konuda yürütülen çalışmalar-da önemli bir kilometre taşı olacak.Dünya onları yakından tanıyorProf. Dr. Taisir Subhi-Yamin: 10 Mart’taDünya Üstün Zekalı ve Yetenekli ÇocuklarKonseyi Başkanlığı’na seçildi. Paris DescartesÜniversitesi Psikoloji Enstitüsü’nde misafirprofesör olarak görev yapıyor. Üstün yete-neklilerin eğitimi konusunda ülkesi Fransave dünyanın yakından tanıdığı isimlerdenbiri. Yayınlanmış olan 10 kitabının yanı sırapek çok makale ve araştırma yazısı bulunu-yor. Yamin, verimli düşünme becerilerinigeliştirmeye yönelik pek çok eğitim modelide geliştirdi.Prof. Dr. Joseph Renzulli: ConnecticutÜniversitesi’nde eğitim psikolojisi alanındaçalışmalarını sürdürüyor. Üstün Yetenekli-ler Ulusal Araştırma Merkezi Direktörlüğügörevini yürütüyor. Renzulli’nin araştırma-sı, gençlerde yaratıcılık ve yetenekliliğinbelirlenmesi ve gelişimi ile birlikte, toplamokul gelişimine katkı sağlayan farklılaşmışöğrenim çevrelerine yönelik organizasyonmodellerine yoğunlaşıyor.Prof. Dr. Meesook Kim: Kore Üstün Yete-nekliler Ulusal Araştırma Merkezi Direktörüve Kore Eğitim Geliştirme Enstitüsü’ndegörev yapıyor. Kore Eğitim Geliştirme Ens-titüsü Eğitim Politikası Dergisi’nin yardımcıeditörlüğünü yürütüyor. Ayrıca, PasifikBölge Konsorsiyumu’nda başkanlık ve KoreÜstün Yetenekliler Topluluğu’nda başkanyardımcılığı görevlerini sürdürüyor.Prof. Dr. Deborah Eyre: Üstün yeteneklile-rin eğitimi ve okul reformları alanlarındakiçalışmalarıyla tanınıyor. İngiltere, Ortadoğuve Uzak Doğu’da yüksek performansa yöneliköğrenim politikaları ve sistem tasarımlarıkonularında çalışmaları bulunuyor. İngilte-re Üstün Yetenekliler Ulusal Akademisi’nineski direktörü olan Eyre, halen OxfordÜniversitesi’nde ziyaretçi uzman araştırmagörevlisi olarak çalışıyor. Ayrıca, İngiltere veçeşitli ülkelerdeki pek çok üniversitede görevalıyor.Prof. Dr. Heidrun Stoeger: Almanya Regens-burg Üniversitesi’nde görev yapıyor. Okularaştırma, geliştirme ve değerlendirme alanla-rında kürsüsü bulunuyor. Yetenek geliştirme,eğitim psikolojisi ve eğitim-öğretim alanların-da çok sayıda kitap ve makalesi bulunuyor.Prof. Dr. Albert Ziegler: Almanya UlmÜniversitesi’nde görev yapıyor. Öğrenim veÖğretim Enstitüsü Eğitim Psikolojisi Başkanıve Üstün Yetenekliler Danışmanlık ve Araş-tırma Merkezi Kurucu Direktörü. Yetenekgeliştirme, mükemmeliyet, eğitim psikolojisive kavramsal psikoloji alanlarında yaklaşık300 kitabı ve pek çok makalesi bulunuyor.Prof. Dr. C. June Maker: Yüksek lisansve doktora seviyesindeki üstün yete-neklilerin eğitimi alanında çalışmalarıbulunuyor. ABD Ulusal Üstün YetenekliÇocuklar Derneği Yönetim Kurulu’ndaki19 yıllık çalışmaları dahil olmak üzerepek çok organizasyonda aktif rol alıyor.Prof. Dr. Sally M. Reis: ABD’nin Con-necticut Üniversitesi’nde eğitim psiko-lojisi alanında çalışmalarını sürdürüyor.Üniversitenin yönetim kurulunda görevyapıyor. Ulusal Üstün Yeteneklilik Araş-tırma Merkezi’nde araştırmacı olarakçalışıyor. Ayrıca Kanada ve New Yorkdevlet okullarının da aralarında bulun-duğu 370’in üzerinde okula danışmanlıkhizmeti veriyor.“Üstün Çocukların Eğitimi”sloganıyla düzenlenen sempozyumdaizlenecek yol haritası tartışıldı.Beş farklı ülkeden gelen biliminsanlarının tecrübelerini paylaştığısempozyum, Türkiye’deki yasaldüzenlemelere ışık tutacak.
  17. 17. 16Koç Üniversitesi MühendislikFakültesi’nde bulunan bölümler ve öğ-renci sayıları hakkında bilgi verir misiniz?Mühendislik Fakültesi 2000 yılında öğrencialmaya başladı ve 2004’te ilk mezunlarınıverdi. Fakültemizin kurucu dekanı Prof. Dr.Yaman Arkun’dur. Lisansüstü programlarınıbaşlatırken kendisiyle birlikte çalıştık. İlkyüksek lisans programımızı elektrik ve bilgi-sayar mühendisliği bölümlerinde başlattık.Şimdi on civarında lisansüstü programımızvar. Fakültemiz ilk kurulduğunda elektrik,bilgisayar, makine ve endüstri mühendislikle-ri olmak üzere dört branşta eğitim veriliyor-du. 2004’te kimya ve biyoloji mühendisliğiprogramını başlattık.Geçen yıl itibarıyla fakültemizde 1.162 lisansöğrencimiz vardı. Bu yıl 1.200’e yaklaştık.Tam, yarım, çeyrek burslu ve burssuz öğ-rencilerimiz var. Bu dağılım öğrenci profiliaçısından denge sağlıyor. Bu yıl 262 yeniöğrenci eğitime başladı. Bunlardan 195’i birşekilde burs alıyor. Elektrik mühendisliğine,tam burslu dokuz öğrenci alınıyor. Bunlarıntamamı üniversite giriş sınavında ilk 680 kişiiçinde. Başarı olarak endüstri mühendisliği dehemen hemen aynı noktada. Diğer mühen-dislikleri de bu seviyeye çekmeye çalışıyoruz.Burssuz öğrenci profiline baktığımızda buyıl ilk defa, rekabet ettiğimiz vakıf üniversi-telerinin hemen hepsinin önüne geçtik. KoçMühendislik, çok genç olmasına rağmen çokbüyük bir başarı gösteriyor.Fakültenizin öğretim üyesi kadrosu üzeri-ne bilgi verir misiniz?Kadromuz Türkiye ve dünya çapında seçkinDünya çapındafark yaratanmühendislerKoçÜniversitesiMühendislikFakültesiDekanıProf.Dr.AhmetMurat Tekalp ile MühendislikFakültesi’nin sağladığıayrıcalıklar üzerine konuştuk.MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
  18. 18. 17öğretim üyelerinden oluşuyor. Türkiye’debilimsel kuruluş olarak TÜBİTAK ve TÜBAvar. TÜBA bugüne kadar 240 Genç Bilimİnsanı (GEBİP) ödülü vermiş ve bunların25’ini Koç Üniversitesi aldı. 25 ödül’ün 14’üfakültemize ait. Koç Üniversitesi genelindeTÜBA’ya asli üye olan 11 öğretim görevlimizvar; beş kişi bizim fakültemizden. AyrıcaTürkiye’deki en yüksek bilim ödülü olarakdeğerlendirilen TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü beşkez aldık. TÜBİTAK teşvik ödülü sayımız 13.Fakülte sayımız 40, TÜBA ve TÜBİTAK Ödülüalan öğretim üyesi sayımız ise 22. Türkiye’debaşka hiçbir üniversitede bu istatistik-sel başarı yakalanmadı. Koç ÜniversitesiMakine Mühendisliği’nden İsmail Lazoğlu,Japonya’dan bir ödül aldı ve bu sayedelaboratuvarımıza 800.000 Euro değerinde bircihaz geldi. Bu cihazdan Türkiye’de bir tanedünyada ise sadece yedi tane bulunuyor.Genç bir araştırma kadromuz var. Öğretimüyelerimizin yaklaşık üçte biri yardımcıdoçent seviyesinde. Dünya çapında çokdeğerli üniversitelerde doktora çalışma-ları yürütmüşler. Yaptıkları araştırmalarlafark yaratıyorlar. Marie Curie ödülüne layıkgörülen arkadaşlarımız oluyor. Kendilerineüç yıl için 100.000 Euro’luk bir bütçe veriliyor.Bütün amacımız öğrenci kalitemizi de bir üstseviyeye yükseltmek. Bu konuda da önemlibir yol kat ettiğimizi düşünüyorum.Mühendislik fakültesinin vizyonu vemisyonu nedir? Sizi diğerlerinden ayıranözellikler nelerdir?Mühendislik alanına Türkiye ve dünya çapın-da katkılar sağlayacak gençler yetiştiriyoruz..Eğitim programımızı oluştururken öncelikliolarak “Bir mühendisin ne bilmesi gerekiyor?”diye sorarız. Gençler uluslararası alanda etkinolabilmek çok iyi İngilizce bilmeli, bilgisayarteknolojisine ve üst seviyede matematikbilgisine hakim olmalı. Mühendislik, bilimiteknolojiye, teknolojiyi de ürüne dönüştür-me işidir. Temel bilim tabanı sağlam olacakki, bu işi hakkıyla yapabilesiniz.Biz çok sağlam bir bilimsel temel ortayakoyuyoruz. Bunu çekirdek programlarımız-la sağlıyoruz. Alan dersleri, mühendislikbranşının zorunlu dersleri olarak okutuluyor.Bunun bir adım sonrasında ise kişiselleştiril-miş bir eğitim sunuyoruz. Bunun için altı adetserbest seçmeli dersimiz var. Öğrenciler budersleri danışmanlarıyla birlikte, ihtiyaçlarınave ilgilerine göre planlıyor. Dolayısıyla öğren-cinin amacı önemli, hepsinin yolu birbirindenayrı ve alacakları dersler buna yönelik olarakplanlanıyor.Dünyamız globalleşiyor, bunun için eğitimeenternasyonel boyut katılmalı. Eğitim ya dastaj amaçlı değişim programlarına katılarakbunu sağlamak mümkün. Sadece Türkiye’ylesınırlı bilgilerle günümüz eğilimlerine uyumsağlayacak öğrenciler yetiştiremeyiz. Yaniteknik bilgi kadar global kültür de işin birparçası. Üniversite çağı çok önemli, kişininbağımsız yaşamayı öğrendiği bir süreci kap-sıyor. Koç Üniversitesi’nde bir kampüs hayatıvar. Bu da değişik deneyimler edinmek vesosyal boyutun renkliliği açısından önemli birfarklılık yaratıyor.Mühendislik fakültesi laboratuvarlarıhakkında bilgi verebilir misiniz?Mühendislik, kitap okuyarak öğrenilebile-cek bir şey değil. Elektrik mühendisi dev-Fakültemizdeki 40 öğretimüyesinden 22’si TÜBA veTÜBİTAK ödülü alarak, büyükbir başarı sağladı.
  19. 19. 18re tasarımı yapacak, makine mühendisimekanik atölyesine girecek… Tabii ki bunlariçin bilgisayar ve laboratuvar donanımıgerekli. Bir uygulama gerçekleştirilirken herşey bilgisayar kontrolünde yapılıyor. İsmailLazoğlu’nun laboratuvarında CNC tezgahlarıvar, kesilecek parçayı içine yerleştirip, bilgisa-yar başından kontrol ederek işlemi gerçekleş-tiriyorsunuz. Bu işleri ancak yaparak öğrene-bilirsiniz. Kimya ve biyoloji mühendisliğindeilaç tasarımları bilgisayarlarla yapılıyor. Kaydadeğer alternatiflerin sınanması için de labora-tuvarda çalışıyorlar. Bunun dışında molekülerseviyede enerji üretimi çalışmaları yapılıyor.Kimya ve biyoloji laboratuvarında herkeskendi DNA’sını buluyor, hücre bazında klon-lama, GDO analizi yapılıyor. Tamamen güncelkonular üzerinde yürütülen çalışmalarlagençler bu işleri yaparak öğrenmiş oluyor.Koçlu mühendislerin en önemli farkı nedir?Fakültemizin laboratuvarlarında yürütülençalışmalar sonucunda, güncel araştırmamakaleleri ortaya çıkıyor. Bunlar uluslararasıalanda büyük ses getiriyor. Geçen yıl HakanÜrey’in laboratuvarında çalışan bir öğrenci-miz, biyolojik analiz yapabilen bir çip tasar-ladı. Bu araştırma, makale olarak yayınlandı.Bunun üzerine çalışmayı yapan öğrencimizErman Timurdoğan’a doktora programı içinMIT’den tam burs teklifi geldi. Erman, şu anorada eğitim görüyor. Önemli bir çalışmayapılınca herkesin haberi oluyor ve biz hemöğrenciler hem de öğretim üyelerimize böyleçalışmalar yürütebilecek olanaklar sağlıyo-ruz. Altyapımıza daha fazla kaynak aktardık.Hakan Ürey’in laboratuvarını genişlettik. Yenilaboratuvarlar açtık. Umarım önümüzdekiyıl oralardan başka Ermanlar çıkacak. Bu türçalışmalarımız gerçekten fazla. Seda Keskin’indoktora tezi, en iyi doktora tezi ödülünü aldı.Diğer yandan geçen yıl fakültemiz kadrosunadahil olan Sinem Ergen’in çalışmalarını yürüt-mesi için bir laboratuvar kurduk. Otomobil-lerin içindeki kablosuz ağlarla haberleşmeyisağlamak, kısacası akıllı araç yaratmak üzerineçalışıyor. Gerçek bir araba ve üzerinde gerçekbir ağ var; öğrenciler bunu bizzat inceleyebi-lecekler. Lisans öğrencilerimiz, Can Erkey’inkimya ve biyoloji laboratuvarında aero jeldenen malzemeler üretiyor. Katılım öğrenci-nin isteğine bağlı. Biz Koç Üniversitesi olarak,gençlerin başarı sağlamaları adına genişolanaklar sunuyoruz. Bundan yararlananlarda, alanlarında fark yaratıp öne çıkıyor.Öğrencilere bir mesajınız var mı?Biz sınıfta bütün bilgi birikimimizin küçükbir kısmını verebiliyoruz. Asıl bilgi paylaşımıve öğrenme araştırma laboratuvarlarındagerçekleşiyor. Herkese, özellikle geleceğineyatırım yapmak isteyenlere bu süreci en iyişekilde kullanmalarını tavsiye ediyorum. Bizburadayız, Koç Üniversitesi bir bilgi süper-marketi gibi... Bilgi birikimi öğretim üyelerin-de, sınıflarda ve laboratuvarlarda; öğrencileri-mizin gelip bu bilgileri almaları gerekiyor.1958’de İstanbul’da doğan Ahmet Murat Tekalp, 1976’da KadıköyMaarif Koleji’nden mezun oldu. 1980’de Boğaziçi Üniversitesi ElektrikMühendisliği ve Matematik Bölümlerinden üstün başarı ile çiftanadal derecesi aldı. Lisansüstü eğitimini 1982 ve 1984 yılların-da Rensselaer Polytechnic Institute Elektrik, Bilgisayar ve SistemMühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 1984-1987 yılları arasındaABD’nin New York eyaletinde Eastman Kodak şirketinde araştırmacıolarak çalıştı. 1987’de Rochester Üniversitesi’nde yardımcı doçentoldu. 2000’de seçkin profesörlük (distinguished professor) unvanınıaldı. 1992-1993’te Bilkent, 1999-2000’de Sabancı Üniversitesi’ndemisafir öğretim üyesi olarak bulundu. 2001’den bu yana KoçÜniversitesi’nde görev yapıyor.1987’de, ABD’de Ulusal Bilim Vakfı Araştırma Teşvik Ödülü’nüalan Tekalp, 1998’de IEEE Sinyal İşleme Derneği tarafından“Distinguished Lecturer” (Seçkin Okutman) seçildi.1999’da Fulbright Senior Scholarship Ödülü’nü kazandı; 2003’teIEEE “Fellow” unvanı ve 2004 TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü aldı. 2007’deTürkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) asli üyesi şeçildi. 2010 yılında daAvrupa Bilimler Akademisi (Academia Europaea) üyesi oldu. Ala-nında pek çok kuruluşun başkanlığını yapan Tekalp, 1999’dan beri“Elsevier Journal Signal Processing: Image Communication”da başeditörlük görevini sürdürüyor.Ahmet Murat Tekalp kimdir?Koç Üniversitesi birbilgi süpermarketi gibi...Bilgi birikimi öğretimüyelerinde, sınıflardave laboratuvarlarda;öğrencilerimizin gelip bubilgileri almaları gerekiyor.MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
  20. 20. 19HUKUK FAKÜLTESİYüksek lisans yapmak için yurtdışındakiüniversitelere başvurmaya karar vermeközellikle de son yılında olan öğrencilerinakıllarında soru işaretleri yaratır. Bu sorularyaklaşık iki yıl önce benim de aklımı karıştı-rıyordu. Fakat şimdi, yüksek lisans eğitiminiyeni tamamlamış biri olarak tüm içtenliğim-le, bunun herkesin yaşaması gereken birdeneyim olduğunu söyleyebilirim. Yükseklisans eğitimimi Cambridge Üniversitesi’ndetamamladım. Başvurularımın kabul süre-cinde Amerika ve İngiltere üniversiteleriarasında seçim yapmak zorunda kaldım.Hayat standartları, kültürü ve daha birçoknedenden dolayı Amerika’daki üniversitelerdaha cazip görünüyordu. Fakat akademikaçıdan değerlendirdiğimde eğitimimi AvrupaBirliği üyesi olan İngiltere’de sürdürmemgerektiğine karar verdim. Bunun nedeni,aldığım Competition Law ve IntellectualProperty Law gibi derslerin Türkiye’deuygulamasının bulunmasıydı. Mesela Türkrekabet hukuku, Avrupa rekabet hukuku-nun neredeyse tercümesi biçiminde veRekabet Kurulu, Avrupa Adalet Divanı’nınkararlarına sık sık atıfta bulunuyor. Benzerşekilde, Türkiye ile Avrupa marka hukuklarıbüyük paralellikler gösteriyor. Diğer yandanİngiltere üniversitelerinin çoğunda yıl içindehiçbir sınav veya proje yapılmaması dezavan-tajlı bir durum yaratıyor. Tüm sene boyuncagösterdiğiniz çaba ve çalışmanız sadecesene sonunda yapılan üç saatlik sınavlardakiperformansınıza bağlı. Oldukça korkutucugözükmesine rağmen – aslında üniversiteyegiriş sınavı dolayısıyla bu sisteme çok dayabancı sayılmayız – planlı çalışan birisi içinüstesinden rahatlıkla gelinebilir bir sistem.Fakat belirtmekte yarar var ki, İngiltere’dekieğitim sistemi Türkiye’dekine göre oldukçabağımsız ve ekstra çalışma gerektiriyor. Derskitabını okumak çoğu zaman yetersiz kalıyor.Konulara hakim olabilmek için onlarca ma-kale okumak gerekiyor. Bu yüzden, eğitiminiyurtdışında devam ettirmeyi düşünenlere enbüyük tavsiyem, transkript üzerinde güzelgözükeceğini düşündükleri dersler yerine se-vecekleri dersleri tercih etmeleri. Aksi haldeo bir yıl kabusa dönüşebilir.Akademik hayatın yanı sıra yurtdışındayaşamanın sağlayacağı sosyal deneyim depaha biçilemez. Farklı kültürlerden insanlarıtanımak gibi klişe düşünceler bir yana, farklıyerler gezmek, herkesin yabancı kültürdenolduğu bir partide bulunmak, daha önce-den hiç denemediğiniz yemekleri tatmakve içkileri yudumlamak gibi sayısız deneyimedinme fırsatıyla karşılaşıyorsunuz. Buna ekolarak, yurtdışında yaşamanın bana sağladı-ğı en büyük katkı kendi ayaklarımın üzerin-de durmayı öğrenmem oldu. Belki bu yazıyıokuyanların çoğu şu anda Koç’un yurtla-rında kaldığı için bunları çoktan yaşamıştır.Fakat benim gibi, önüne annesi tarafındanyemek getirilmesine, çamaşırlarının bir baş-kası tarafından yıkanmasına alışmış belki deşımartılmış birisi için her şeyi kendi başınayapmak çok eğiticiydi. Başta da belirttiğimgibi, yurtdışında yüksek lisans eğitimi heröğrencinin yer alması gereken bir yolculuksüreci. Bunun size akademik, sosyal ve kişi-sel yönden çok önemli katkıları olacağındanen ufak bir şüphem yok. Hepinize şimdidenbol şans ve eğlenceler dilerim.Unutulmaz bir deneyimKoç Üniversitesi HukukFakültesi’nden mezun ol-duktan sonra CambridgeÜniversitesi’nde yüksek lisansyapan Ergin Mizrahi, bu unutul-maz deneyimini tüm öğrencile-rin yaşamasını diliyor.
  21. 21. 20TANITIMTürkiye’de yaşanan hızlı toplumsal değişimsürecine rağmen sosyal politika alanı hakettiği akademik ilgiyi göremiyor. Oysaki sağ-lık, sosyal güvenlik, sosyal yardım ve eğitimalanındaki reform süreçleri, ciddi akademikaraştırmalar yapılarak, bilimsel verilerdenhareket edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.Bilimsel bilginin üretilmesi ve paylaşılmasıkonusunda yaşanan boşluğu dolduracakbir kurum olarak yapılanan KOÇ-SPM (KoçÜniversitesi Sosyal Politikalar Merkezi), ku-racağı altyapı sayesinde bu sorunları aşmayıamaçlıyor.2010 Mart ayında YÖK onayıyla kurulanmerkez büyük ölçekli örneklemlerle nicelve nitel yöntemlere dayalı araştırmalardauzman olan sosyoloji, psikoloji, ekonomi,demografi ve medya çalışmaları gibi farklıdisiplinleri temsil eden bir gruptan oluşuyor.Koç Üniversitesi’nin bilimsel araştırmalaryoluyla Türkiye’deki toplumsal gelişmelerekatkıda bulunma misyonuna paralel olarakKOÇ-SPM, sosyal politika alanında öncü birrol üstlenmek için kuracağı altyapıyı bilgininpaylaşılması esasına göre inşa ediyor. Koç-SPM sosyal politika alanını sosyal içerme veinsani gelişme kavramları ışığında tanımlıyor.Bilimsel uygulamalı araştırmalar yapmak vebunlar sonucunda elde edilen verileri diğeraraştırmacılar ve sosyal politika alanında uy-gulayıcı kurumların erişimine açmayı sağlaya-cak altyapı sayesinde farkındalık yaratmayıamaçlıyor.Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’in 9. KalkınmaPlanı’nda Türkiye’deki araştırma işgücününOECD ülkelerinin gerisinde olduğu belirti-liyor. Diğer taraftan, Türkiye’de araştırmafaaliyetlerini gerçekleştiren, bu faaliyetleredestek sağlayan ve ortaya çıkan bilgi veteknolojiyi kullanan kurumlar arasında güç-lü bir bağ kurulamıyor. Bu nedenle araş-tırma faaliyetlerinin sonuçları uygulamayageçirilemiyor ya da yapılan araştırmalarülkenin ve sanayinin ihtiyacından uzakkalıyor. Ayrıca sosyal politika geliştirmeyeyönelik araştırmaların boyutlarının hemkavramsal hem de yöntem olarak çok kap-samlı ve disiplinler arası olması gerekiyor.Dolayısıyla KOÇ-SPM öğretim ve araştırmakadrosu, yürüttüğü veya yürüteceği araştır-maları tek bir şemsiye altında toplayarakdaha etkili sosyal politika çıktıları üretmeyive araştırma sonuçlarını kapsamlı olarakpaylaşmayı amaçlıyor. KOÇ-SPM’nin sosyalpolitika alanında araştırmalar yürüterek ve-rilerin ulusal ve uluslararası düzeyde payla-şımını sağlamak üzere oluşturacağı altyapıprojesinin temelini araştırma – eğitim veveri toplama olarak iki ana unsur oluştu-ruyor. Türkiye’de öncü bir kurum halinegelmeyi hedefleyen merkez, NORC-GSS,Eurobarometer, British National Center forSocial Research gibi kurumların yapısınıreferans alıyor.Bilimselliğedayanansosyal politikalar2010 Mart ayında YÖK onayıyla kurulanKoç Üniversitesi Sosyal Politikalar Merkezi(KOÇ-SPM), sosyal politika araştırmalarındauzmanlık ve mükemmeliyet merkezi olmayolunda ilerliyor.
  22. 22. 2121Adım adım altyapı projesiMerkez, altyapı projesinin işler hale getiril-mesinin ardından ilk olarak Türkiye GeneliPanel Örneklemli Anket Çalışması-TürkiyeToplumsal Eğilimler Araştırmaları’nı (TTEA)gerçekleştirmeye başlayacak. TTEA’lar Türkiyeölçeğinde temsili geniş örneklemler üzerin-den belirlenen konularda boylamsal olaraktoplumsal eğilimleri izlemeyi amaçlamakta.Bu kapsamlı araştırmaların yanı sıra daha sıkaralıklarla toplumsal değişimin dinamiklerinianlamayı amaçlayan, daha dar ve/veya gün-demi oluşturan konularda küçük araştırmalarda yürütülecek. Bunların yanı sıra toplum-sal değişmenin önemli unsurlarından olanmedyanın takibini ve içerik analizini gerçekleş-tirecek. Beş aylık döngüler şeklinde yapılacakgündem takip anketleri medya analizleriyle,TTEA sonucunda elde edilen veriler arasındakarşılaştırmalar yapılacak. Bütün bu süreçler-de KOÇ-SPM uzmanlarının yönlendirmesiyle,başarı ve uzmanlık kriterlerine uyan, lisansüstüöğrencileri ve doktora sonrası araştırmacılarçalışacak. Merkez çatısı altında Koç Üniversitesive diğer üniversitelerden araştırmacılar, ortakprojeler yürütecek. Proje ekibi üyeleri, ulusalve uluslararası özel ve kamu kuruluşlarınıntalep ettiği projeler için araştırma tasarımları,veri toplama ve analizi, raporlama süreçleriyürütecek. Sosyal bilimler alanında yaşanangelişmelerin etkin takibini yapmak ve tartış-ma mecrası yaratmak amacıyla uluslararasıkatılımlı bilimsel konferanslar düzenlenecekve yayınlar yapılacak. Araştırma yöntemlerive uygulama konusunda eğitim seminerleridüzenlenecek. Bunun yanı sıra yaz derslerigerçekleştirilecek. Proje ekibi sosyal politikaalanındaki araştırmalarının bulgularınıbasın duyuruları ve çeşitli yayınlar yaparakkamuoyuyla paylaşacak. Uzmanlık alanlarınagöre politika yapıcılar ve kamu kurumlarınayönelik seminerler verilecek. Böylece sosyalpolitikalar alanında farkındalık yaratılacak.Koç-SPM’nin vurguladığı en önemli noktalar-dan biri toplanan verilerin kamuya tamamenaçık olması ve Koç Üniversitesi dışındakiakademisyenlerin ve araştırmacıların SPMbilgisayar altyapısını kullanarak bu verilereulaşabilmesi ve SPM sistemleri üzerinden verianalizlerini gerçekleştirebilmesi.Disiplinler arası çalışmalar, etkin politikalarKOÇ-SPM, ulusal ve uluslararası seviyedetoplanan verileri içeren dosyalarının kata-loglanmasını ve paylaşılmasını sağlayarakortaklaşa çalışmaların önünü açmak istiyor.Bilim insanlarını disiplinler arası bir çerçe-vede iş birliği yapmaya yöneltmeyi, ortakçalışma altyapısıyla araştırma kaynaklarınınve bilimsel uzmanlığın verimli düzeydekullanılmasını, Türkiye’deki sosyal bilim-ler araştırmalarının etik ve standartlarınınyükseltilmesi adına bir birim kurmak içinçalışmalar yürütmeyi amaçlıyor. Bu amaçlaraulaşılmasıyla, Türkiye’de sosyal ve beşeribilimler alanlarındaki bilimsel yayın sayısınınve uluslararası rekabet gücünün artacağınıdüşünülüyor. Zengin veri kaynakları sayesin-de diğer ülkelerle karşılaştırmalı analizler ya-pılabileceği, KOÇ-SPM altyapısını ve verilerinikullanan araştırmacılardan danışmanlık talepedileceği, gerçekleştirilen bilimsel çalışma-ların bulgularının, uzun vadede Türkiye’dekisosyal politikaları şekillendireceği öngörü-lüyor.Ulusal ve uluslararası iş birlikleriKOÇ-SPM, farklı disiplinlerde yetkin araştır-malar yürüten öğretim üyelerini aynı çatıaltında birleştiriyor. Sürdürülen araştırma-lar dolayısıyla Dünya Bankası, ILO, UNICEFile organik bağları mevcut olan merkez,Türkiye’deki birçok STK ile de araştırma işbirlikleri yapıyor. Bu STK’lar arasında AÇEV,ERG, TESEV, TÜSEV, TEV ve TEGEV bulunuyor.Ayrıca Boğaziçi, Marmara, Eskişehir Anadolu,Sabancı, Bahçeşehir ve Bilgi Üniversitesi’ylebirlikte geniş kapsamlı araştırmalar yürü-tülüyor. Bir grup akademisyen Milli EğitimBakanlığı ve Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığı’yla olan çalışmalarını sürdürüyor.Ayrıca KOÇ-SPM mensubu öğretim üyelerininson üç yılda 2005’te TÜBİTAK bünyesindekurulan “Sosyal ve Beşeri Bilimler AraştırmaGrubu (SOBAG) tarafından desteklenen yediprojesi bulunuyor. Araştırma öncelik alanla-rını belirlemek için özellikle Devlet PlanlamaTeşkilatı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Ço-cuk Esirgeme Kurumu ve Sosyal Yardımlaşmave Dayanışma Genel Müdürlüğü gibi kamukuruluşlarıyla, araştırma ve uygulama alanın-da işbirliği yapılması planlanıyor. KOÇ-SPMayrıca Avrupa Birliği kurumlarından gelensosyal politika alanlarında bilimsel araştırma-lara dayalı gözlem ve veri taleplerine de yanıtvermeyi amaçlıyor.Prof. Dr. Çiğdem KağıtçıbaşıProf. Dr. Ali ÇarkoğluProf. Dr. Ahmet İçduyguDoç. Dr. Fatoş Gökşen ZenginobuzDoç. Dr. Hatice Deniz YüksekerDoç. Dr. Bruce RankinDoç. Dr. İnsan TunalıDoç. Dr. Nazlı BaydarYrd. Doç. Dr. Şenay ÖzdenYrd. Doç. Dr. Dikmen BezmezYrd. Doç. Dr. Lemi BaruhYrd. Doç. Dr. Tarcan KumkaleYrd. Doç. Dr. Zeynep CemalcılarYrd. Doç. Dr. Erhan ArtuçYrd. Doç. Dr. Murat ErginYrd. Doç. Dr. Murat YükselKOÇ-SPM öğretim üyesi kadrosuKOÇ-SPM çatısı altında gerçekleştirilen bilimselçalışmalar, uzun vadede Türkiye’deki sosyalpolitikaları şekillendirecek.{ }
  23. 23. 22HABERStanford Summer International Honors Prog-ramı, Stanford Üniversitesi’nin Asya, Avrupave Orta Amerika’daki önde gelen üniversi-telerle kurduğu işbirliği sonucunda hayatageçen, seçilen öğrencilerin Standford’dasekiz hafta derslere katıldıkları, genişletilmişve ders dışı aktivitelerle zenginleştirilmişbir program. Bu sene programa katılan beşöğrencimizle, Kariyer Merkezi adına KariyerDanışmanı Şahika Tokel görüştü…Şahika Tokel: Stanford Summer Interna-tional Honors Programı’na katıldınız. Buprogramı ve size sağladığı katkıları nasıldeğerlendiriyorsunuz?Arda Gitmez: Programın bana sağladığıkatkıları sosyal ve akademik açılardan değer-lendirmek istiyorum. Hem buradan bera-ber gittiğim arkadaşlarımla hem de oradatanıştığımız bütün uluslararası öğrencilerlekurduğumuz ilişkiler, iki ay boyunca yurtdışında yaşanabilecek en güzel tecrübeler-den biri oldu. Honors program katılımcılarıiçin düzenlenen aktiviteler, yurt hayatı,Stanford’daki öğrencilerle ilişkilerimiz, öğren-cilerin Amerika’ya güzel bir şekilde uyumsağlaması için düşünülmüştü. Katılımcılarıngüzel vakit geçirmesi için geliştirilen buprogram sosyal açıdan bize gerçekten çokşey kattı. Akademik bakımdan da StanfordÜniversitesi gibi dünyanın en iyi üniversitele-rinden birinde kampüs hayatına ve akademikhayata dahil olmak, orada ders almak veprofesörlerle tanışmak harika bir deneyimdi.İleride Amerika’da yüksek lisans ya da dok-tora yapmak isteyenlerin kafasındaki sorularıcevaplamak açısından bu programın çokyararlı olduğuna inanıyorum. Stanford’da biröğrencinin neler yaptığını ve nasıl yaşadığınıgörme şansını yakaladık.Yiğit Yavuz: Stanford Üniversitesi Internati-onal Honors Programı, bir yaz okuluna gidipders almaktan çok daha büyük bir tecrübeoldu. Aldığımız dersler, bütün yazı düşüne-cek olursak yaptıklarımızın sadece bir parçasıolarak kalıyor. Gitmeye karar verdiğimizandan, dönüşümüze kadar olan tüm zamaniçerisinde o kadar profesyonel bir şekilde biz-lerle ilgilendiler ve bizi o kadar iyi ağırladılarki, böyle bir programda yer aldığım için ken-dimi çok şanslı hissettim. Daha gitmeden, birgün uyandığımda Türkiye’de kapıma gelen‘Stanford’a hoş geldiniz’ yazılı mektup ve ka-lem, oraya vardığımızda bizim için hazırladık-Stanford’da sıra dışı bir deneyimSekiz hafta süresince Stanford Summer International Honors Programı’nakatılan öğrencilerimiz deneyimlerini Kule’ye anlattı.
  24. 24. 23ları program (bir günümüz bile boş değildi),ne kadar titiz çalıştıklarının ve bu programıçok önemsediklerinin göstergeleri.Program, aslında ana hatlarıyla üç kısım-dan oluşuyor, bunlardan birincisi aldığımızdersler. Yaz okulu olmasına rağmen çok genişfinans derslerinden golf derslerine, mühen-dislik dersinden medya ve iletişim derslerinekadar çok fazla seçeneğimiz vardı. Ben terci-himi ekonomi ve finanstan yana kullandım.Derslerin işlenişi ve hocaların önem verdik-leri noktalar, Koç Üniversitesi’nden birazdaha farklılık gösteriyor. Değerlendirmelersınavlardan çok, yapılan ödevlere, yazılankompozisyon ve köşe yazılarına bağlıydı.Ekonomi derslerinde, her hafta onlarca sayfakompozisyon yazdık. Ekonomiyi sınavlardaçözülen problemlerden ibaret kılmayıp,ekonomi hakkında nasıl konuşulabileceğiniöğrenmek adına çok faydalıydı. Aldığımderslerden biri, bir yüksek lisans dersi olanInvestment Science idi. Stanford yüksek lisansöğrencileriyle aynı sınıfta olunca, bir lisansöğrencisi olarak ayak uydurmak için haliyleçok fazla çalışmak zorunda kaldım. Öğrendi-ğim her şey, hazırladığım tüm projeler şu ançok değerli.Programın ikinci kısmı, düzenlenen etkinlik-ler. Bu etkinlikler hafta sonu tüm öğrencile-rin götürüldüğü farklı şehir gezileri, doğalpark ziyaretleri ve çoğu Nobel ödülü sahibiprofesörlerle yediğiniz yemeklerden oluşu-yor. ‘Professor Dinner’lar herkesin çok fazlatalep gösterdiği etkinliklerdi. John Taylorgibi bir ekonomistin masanızda oturup sizinfikirlerinizi dinlemesi ve ardından birinciağızdan global krizle ilgili çözüm önerileri-ni, neler uygulandığını anlatması, sanırımhayatımda hiçbir zaman hayal edemeyece-ğim bir şeydi. Düzenlenen gezilere gelecekolursak, Nijerya’dan İtalya’ya, Ekvador’danYunanistan’a, dünyanın dört bir yanındangelen insanlarla birlikte yeni bir ülkeyikeşfetmek oldukça öğretici ve güzeldi.Üçüncü kısım ise sosyal yaşam. Stanfordkampüsünün sunduğu imkanlar çok fazlaydı.Spor komplekslerinden, yurtlarına, kütüp-hanelerine kadar her şey kusursuzdu. Bütünprogram öğrencilerinin kaldığı yurtta da çokeğlendik ve yeni insanlar tanıdık. Yeri geldiçok gezdik, yeri geldi hep beraber çalıştık.En son gün insanlar birbirlerinden ayrılırkenherkes dört sene boyunca beraber okuyupmezun oluyormuş gibi bir hava vardı.Programda ders seçiminin önceden değil,Stanford’a gittiğinizde bizzat yapıldığınıbiliyoruz. Bu da sizler gitmeden, iste-diğiniz dersleri seçip seçemeyeceğinizkonusunda bir kaygı yaşamamıza nedenolmuştu. Orada istediğiniz dersleri seçe-bildiniz mi?Sıla Derviş: Ders seçimi konusunda zorlan-madım. Stanford psikolojinin en iyi olduğuüniversitelerden biri olduğu için oraya git-mek benim açımdan faydalı oldu. Çok güzeldersler vardı. İstediğim dersleri kontenjanproblemi olmadan rahat bir şekilde seçtim.Stanford öğrencileri ile aynı dersleri mialdınız?Deniz Uzun: Stanford öğrencileriyle tama-men aynı dersleri aldık. Çünkü bu ayrı birprogram değildi. Orada sadece uluslararasıöğrencilerle tanışmadık. Mesela benim odaarkadaşım Stanford öğrencilerinden biriydi.İsteseydim onun derslerinden birini deseçebilirdim.Peki, honors programının klasik Stanfordyaz okulu programından farkı nedir?Deniz Uzun: Bu programın farkı sosyal açı-dan konuşma ortamı yaratması ve akademikaçıdan da profesörlerle tanışmamızı sağla-masıydı. Katılımcılar için geziler ve aktivitelerdüzenlenmişti. Stanford’a hemen alışıyorsu-nuz. Çünkü sizin gibi oraya gelmiş 200 kişivar. Tek başına gitseniz o insanlarla tanışmaimkânını o kadar rahat bulamayabilirsiniz.Stanford öğrencileriyle aynı derslerialdığınızdan bahsettiniz. Not sistemihakkında neler söylemek istersiniz. Ör-neğin Koç Üniversitesi’yle benzerliklerive farklılıkları nelerdi?Nazlı Dereli: Her hocayı bilemem, amabenim aldığım dersler zor değildi. Qu-izler, ödevler oluyordu. Bir ara sınav, birde final vardı. Hiç sınava girmeden ma-Stanford’da geçirdikleri iki ayın hem akademik hem de sosyal açıdan büyükkatkıları olduğunu ifade eden öğrenciler, staja başvurma imkânlarının damutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.
  25. 25. 24kale yazdığımız bir ders de aldım. KoçÜniversitesi’ninkine oldukça benzer birsistem uygulanıyor.Ders dışında katıldığınız aktivitelerdenbahsedebilir misin?Arda Gitmez: Normal bir Stanford öğren-cisi için kampüs içerisinde çok canlı birhayat var. Her akşam, orada açık olan bellimekanlara gidip, orada farklı insanlarlatanışıyorsunuz. Yurt yaşamı içersindee-postalarla bildirilen, farklı aktiviteleryapılıyor. Onun haricinde bizim dahil oldu-ğumuz program çerçevesinde neredeyseher hafta sonu düzenlenen bazı aktivitelervardı. Bunlar okulun yakınındaki yerleregezilerdi. Örneğin bunlardan birinde SanFrancisco’ya gittik.Nazlı Dereli: Silikon Vadisi’ne ve Google’ada gittik, ama o bizim programla alakalıdeğildi.Google deneyimini anlatabilir misiniz?Nazlı Dereli: Bizimle gerçekten çok ilgi-lendiler. Birçok mühendisle konuştuk, bizene tür projelerle uğraştıklarını anlattılar. İşbaşvurusu ve işverenin beklentileri üzeri-ne bilgi verdiler. Google’da gerçekten sıradışı bir ortam var.Deniz Uzun: Google renklerinde bisiklet-ler vardı. Zaten oraya kampüs diyorlar.Nazlı Dereli: Kafeteryasında da çeşitlimutfaklardan yemekler var.Tekrar Stanford’a dönelim. Sıla, seçmeliderslerinden birini şan üzerine aldığın-dan bahsetmiştin…Sıla Derviş: Orada tam zamanlı öğrenciolabilmek için sekiz krediyi tamamlamamızgerekiyordu. İki tane psikoloji dersi aldımve iki kredilik bir derse ihtiyacım vardı. Birişan, biri piyano olmak üzere iki müzik dersialdım. Zaten müziğe ilgim vardı, dersler çokzevkli geçti. Şan dersinin final sınavı Stan-ford öğrencilerine açık bir resital şeklindeoldu.Stanford’da iki ay geçirdikten sonraAmerika’da lisansüstü eğitim almak ya daçalışmakla ilgili ne düşünüyorsunuz?Nazlı Dereli: Ben lisansüstü eğitim konusun-da nereye gideceğime karar veremiyordum.Ama San Francisco civarını o kadar çoksevdim ki, şimdi sadece oradaki okullarlailgileniyorum. Şansımı deneyeceğim.Arda Gitmez: Eğitimime orada devametmek için yeterli donanıma sahip olupolmadığım, aklımdaki en büyük soru işaret-lerinden biriydi. Stanford’da bir yüksek lisansdersi aldım. Anladım ki, Stanford ile Koç’tabir dersin işlenişi ve sınav sorularındakizorluk bakımından fazla bir fark yok. Oradahayat biraz daha yoğun geçiyor, daha fazlaödev veriliyor. Ama bu bizim yazın sekizhaftaya sıkıştırılmış bir programa yetişmeyeçalışmamızla alakalı olabilir. Koç’taki sistemeayak uydurabilen ve başarılı olan herkesorada da başarılı olabilir. Bu açıdan fikirlerimnetleşti. Stanford’da lisansüstü eğitim alma-ya daha başka bir gözle bakmaya başladım.Deniz Uzun: Yüksek lisans eğitimi görenTürk öğrencilerle tanıştık. Onların verdiğibilgiler ilgimizi oraya yoğunlaştırmamızısağladı. Kendi açımdan ilgi alanım mühen-dislik olduğu ve Stanford, Silikon Vadisi’neçok yakın bir bölge olduğu için daha çokilgilenmeye başladım. Bir şekilde yeni fikirlerüretmenizi sağlayan bir bölge. Stajımı orada,IBM’de sürdürdüm. Beklediğim gibi olma-dı, ama bana verilen görevleri ve projeleriyaptım. Projeler açısından işlerlik olmadı,ancak o havayı koklayabilmek bile önem-liydi. Supervisor’ımın IBM’de CEO olmasınaüç adım kalmıştı. Onun tecrübelerindenfaydalanabildim.Stanford’daki yurt ve kütüphane hayatın-dan, sunulan imkânlardan bahsedebilirmisiniz?Arda Gitmez: Benim zamanımın en önemlibölümü kütüphanelerde geçti. Kampüstealtı-yedi tane kütüphane var. Bunların herbirinin inanılmaz genişlikte koleksiyonlarıbulunuyor. Biz orada yaz okulu öğrencisiolarak, Stanford öğrencilerinin yararlandığıtüm imkânlara sahiptik.Stanford Üniversitesi’yle karşılaştırıldı-ğında Koç’ta neler yapılabilir?Arda Gitmez: Döndüğümden beri, StanfordHABER
  26. 26. 25Üniversitesi’nin nasıl gerçekten bu kadargüzel olduğunu ve Koç Üniversitesi’nin nasılbu seviyeye ulaşabileceğini düşünüyorum.Koç’un buraya adapte edebileceği özelliklervar gerçekten. En başta kampüs üniversi-tesi olma özelliği geliyor. Şehirden ayrı birkampüs üniversitesi olma kavramının kitabıherhalde Stanford Üniversitesi tarafındanyazılmıştır. Oradaki sosyal yaşamın bir ben-zeri de Koç’ta olmalı. Mesela iki üç günde birStanford öğrencilerinin kendi aralarında cazmüzik yaptığı bir yere gidiyordum. Aynı za-manda oradaki yurt birlikteliği havası dahayüksekti. Bu bilinç bizde de yerleştiği zamankampüs hayatı çok daha zevkli olacak.Deniz Uzun: Ben de spor konusunda-ki imkânların çok daha geniş olduğunugördüm. İnsanı gerçekten etkiliyordu, çokgörkemliydi. Ben iki üç günde bir spor salon-larına gittim. Biz oradayken tenis kortlarındaMaria Sharapova’nın katıldığı bir turnuva dü-zenlendi, ama Las Vegas’ta olduğumuz içinhiçbirimiz buna gidemedik. Spor imkânlarıdışında turistik bölgelere geziler düzenleni-yor. Orada yurtlar birbirine daha yakın, ortakalanlar mevcut. Onun da etkisiyle herkesinbuluştuğu, birlikte vakit geçirdiği bir ortamdoğuyor. Ayrıca Stanford’da herkes bisikletkullanıyor. Yaklaşık bir hafta içinde biz debisikletlerimize kavuştuk. Kampüs dışında dayakın yerlere bisikletle ulaştık.Nazlı Dereli: Sınıflardaki teknolojik düzençok etkileyiciydi. Bütün dersleri kaydediyor-lar. İnternet üzerinden de ders dinlenebili-yor. Mesela Dalai Lama Stanford’a gelmiş veonu canlı olarak yayınladılar.Arda Gitmez: Biz oradayken Dimitri Med-vedev de geldi. Bu tarz etkinlikler çok fazlaoluyor. Stanford’daki sınavlarda gözetmenolmuyor. Asistan kağıtları bırakıp çıkıyor veiki saat sonra toplamaya geliyor. Öğrencileregüven duyduklarından dolayı böyle bir uy-gulama olduğunu söylediler. Hiçbir öğrencide kopya çekmiyor gerçekten. Ayrıca bunlarkitapların açık olarak yapıldığı sınavlar değil.Sıla Derviş: Yalnız sınav kağıtlarının ilk yap-rağında kopya çekilmeyeceğine dair imzaatılıyor.Deniz Uzun: Bunun ihlal edildiği anlaşılırsaokuldan atılmaya varan durumlar olabiliyor-muş. Mesela bu yüzden kitap açık sınavlarıverme konusunda sıkıntı çekmiyorlar.Arda Gitmez: Mesela ben sınav başındaundercode’a imza atıyorum. Orada buna çokönem veriyorlar. Böyle bir kültür yerleşmiş.Kimse de bunu ihlal etmiyor gerçekten.Stanford öğrencisi olmak böyle bir şeysanırım.Önümüzdeki yıl bu programa başvurma-yı düşünenlere neler söylemek istersiniz?Arda Gitmez: Ben başvuru sürecinde veStanford’a ayak bastığım andan itibaren hiçpişman olmadım. Her anım keyifli geçti. Şuanda da iyi ki gitmişim diyorum. Herkesinyaşaması gereken bir tecrübe.Sıla Derviş: Gitmeden önce iki ay çok uzunbir süre gibi gelmişti. Ama dönmeyi pekistemedik. Kesinlikle gitsinler diyorum.Deniz Uzun: Bu iki ayın hem akademik hemde sosyal açıdan büyük katkıları oldu. Ayrıcastaja başvurma imkânları varsa kesinlikledeğerlendirmeliler.Nazlı Dereli: Başka bir yerde bulunamaya-cak bir deneyim. Kesinlikle tavsiye ediyo-rum.Yiğit Yavuz: Stanford kısaca çok dolu dolugeçen, her zaman övüneceğim, hatırlaya-cağım bir deneyim olarak kaldı. Programıherkese tavsiye ediyorum.Önümüzdeki yıllarda başvuru yapmakisteyenler için mentorluk sistemininfaydalı olabileceğini düşünüyoruz. Ardave Nazlı mezun oluyor. Sıla ve Deniz’denise mentor olmalarını rica ettik. Umarımyararı olur. Son olarak eklemek istediği-niz bir şeyler var mı?Sıla Derviş: Bu iki aylık süreçte sadecederslere girmenin ötesinde çok değerli pro-fesörlerle tanışma imkânları oluyor. Meselaben Profesör Bandura’yla görüştüm. Tümyoğunluğuna rağmen Türkiye’den gelen biröğrenciye yarım saatten fazla zamanını ayır-dı. Bandura, 20. yüzyılın psikoloji, özelliklesosyal psikoloji alanında en önde gelen veen çok bahsedilen profesörlerden biri.Görüşlerinizipaylaştığınıziçin teşekkürler…
  27. 27. 26“Referandumdan sonra”, Anayasa değişikli-ğinin yaratacağı siyasal ve hukuksal sonuçlarne olabilir? Aşağıdaki öngörüler bu soruyuyanıtlıyor. Öngörüler Türkiye’nin, “anayasaldevlet”in telosunu oluşturan “sınırlı siyasal ik-tidar” anlayışına mı, yoksa anayasalı devletedoğru mu yöneldiğini saptamaya yardımcıolabilir.Anayasa değişikliği paketi biri özgürlük alanıdiğeri yargının yeniden yapılandırılması-na yönelik iki temel konuya özgülenmişti.Değişiklik sürecinde parlamento çoğunluğuve ardından Anayasa Mahkemesi, paketinbütüncül biçimde referanduma sunulmasınailişkin uygulamanın Anayasa’nın “demokratikdevlet” ilkesine aykırı olduğu yönündekiitirazları benimsemediler. Oysa “biçim veiçerik bütünlüğü”ne sahip maddelerinbirlikte oylamaya sunulması ve seçmeninmadde içerikleri konusunda bilgilendirilmesizorunluluğu, hem Venedik Komisyonu’nunreferandumların iyi işlemesine ilişkin ilkeleri(2007) hem de karşılaştırmalı demokrasi hu-kukunda oldukça tartışmalı bir konuya denkdüşmekteydi. Türkiye, referandumlara ilişkinyasak alanlar sorununu, referandumların iyiişletilmesi, denetim ve gözetimi konusunuhiçbir şekilde tartışmadı. Referandumda,12 Eylül döneminin kanunlarından biri olan,ne demokrasi hukukunun karşılaştırmalıstandartları ne de seçme hakkının etkinkullanımına ilişkin düzenleme içeren AnayasaDeğişikliklerinin Halkoylamasına SunulmasıHakkında Kanun uygulandı. Böylece Türkiyeözgür, serbest, yarışmacı ve bilgilendirilmiştercih hakkının asgari hukuksal güvence-lerini önemsemeden referandum sürecinitamamladı. Oysa referandumların “ya evetya hayır” kuralına dayalı “sıfır toplamlı oyun”oluşları nedeniyle özgül kuralların kabulü degerekliydi. Referandum sonrası, referandum-lara ilişkin övgü dolu açıklamaların, karşılaş-tırmalı anayasa hukukunda tartışılan başkabir sorunu da gündeme getirdiği söylenebilir.O da, referandumların siyaseti ve hukuksaldeğerleri zayıflatması olgusudur. ÖzellikleTürkiye gibi konusal sınırları olmayan basitçoğunluklu referandum modellerinde, refe-randumların partiler arası siyasal uzlaşmayıHUKUK FAKÜLTESİKoç Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretimüyelerinden Prof. Dr. Bertil Emrah Oder, 12 Eylül’dekireferandumun ardından Anayasa değişikliğininyaratacağı siyasal ve hukuksal sonuçları değerlendirdi.Referandumun ardından
  28. 28. 27ve parlamentoyu gerilettiği vurgulanmakta-dır. Referandumu benimseyen anayasalardaözgürlük alanı, vergi ve uluslararası ilişkilergibi konularda referandum yasakları benim-senebilmektedir.Referandum, yargı bakımından temel hakve özgürlüklere oranla kesin bir değişimi veöngörülebilir sonuçları doğurdu. Bunun ne-deni yargı alanındaki değişimin daha mutlakve uygulama kanunlarına kısmen daha azgereksinim duyan hükümlerle saptanmış ol-masıdır. Hak ve özgürlük alanındaki değişim,yazık ki gerçek bir değişime karşılık gelme-mektedir. Değişim olarak sunulan paket,mevcut anayasal dayanaklarla, uluslararasıyükümlülüklerle ve anayasal içtihatla zatendüzenleme yapılabilecek konuları içermekte-dir. Bu yönüyle asıl sorunlu olan özgürlük veçoğulculuk alanı dışarıda tutulmuştur. Özel-likle düşünceyi açıklama özgürlüğü, dinselve ideolojik çoğulculuk, sosyal ve ekonomikhaklar ile barış içinde bir arada yaşamakültürünü geliştirecek anayasal dayanaklarpakette yoktur. Değişiklik gibi sunulan bilgiedinme hakkı, kadın-erkek eşitliği ve sosyalbakımdan güçsüz kesimlerin korunması ala-nında hem Anayasa hem de anayasal içtihatyeterli temele sahipti. Bilgi edinme hakkı,2004 yılından beri özel bir kanunla güvencealtına alınmıştı ve başarılı biçimde uygulandı-ğı rapor ediliyordu. 2004 Anayasa değişikliği,devletin kadın-erkek eşitliğini eylemli biçim-de yaşama geçirme yükümlülüğünü zateniçermekteydi. 1985 yılından beri CEDAW’ataraf devlet olan ve ardından CEDAWKomitesi’ne bireysel başvuru hakkını tanıyan-Türkiye, kadın ve erkeğin geleneksel rollerineilişkin cinsiyetçi kalıpları “korumacılık”lapekiştiren değil, bu kalıpları yıkan bir “pozitifayrımcılık” ödevi altındaydı. Ancak bu alanda,2004 yılından beri Anayasa’yı uygulayacakhiçbir ciddi yasama işleminin yapılmadığı or-tadadır. Kişisel verilerin korunması alanındakianayasal güvence ise müdahalelerin koşulve sınırlarını göstermediği için hakkı korumadeğil, yüzeysel bir biçimde anmanın ötesinegeçememiştir. Oysa Türkiye, 2001 Anayasadeğişiklikleriyle her bir hakka ilişkin sınırlamanedenlerinin özgül olarak belirlendiği veyüksek koruma standardına yönelen “kade-meli sınırlama sistemi”ne yönelmişti.Sosyal haklar alanında, siyasi grev ve benzerieylemlerin anayasal yasak kapsamındançıkartılması da, bunların “kanuna uygun”eylem biçimlerine dönüşmesine aslında yolaçmadı. Anayasa’daki grev tanımında deği-şiklik yapılmadığı için, grev halen daha topluiş görüşmesindeki uyuşmazlıkta başvurulanbir yöntem olarak sınırlı içeriğe sahip bulunu-yor. Bu durumda referandum sonrası, siyasigrev ve benzeri eylemlerin kanun dışı grevkapsamından yine çıkmayacağı, ancak cezasorumluluğu değil, işten çıkarma ya da taz-minat sorumluluğuna odaklanması olasılığıyüksek gözüküyor. Memurların toplu görüş-me hakkının toplu sözleşmeye çevrilmesin-de, kararları kesin olan Hakem Kurulu’nunyürütme güdümünde olup olmayacağıkabul edilen pakette belirlenmiyor. Benzerdurumun Kamu Denetçisi bakımından dageçerli olduğu görülüyor. Anayasa değişik-liğindeki maddeler, hak ve özgürlük alanınailişkin ilkeleri koymadığı ve sadece “kanun”ladüzenlemeyi vurguladıkça sınırlama riskininve öngörülemezliğin arttığı da söylenebilir.Bu durum, Anayasa Mahkemesi’ne bireyselReferandum, yargı bakımındantemel hak ve özgürlüklere oranlakesin bir değişimi ve öngörülebilirsonuçları doğurdu.
  29. 29. 28HUKUK FAKÜLTESİbaşvuru gibi, özünde uygun, ancak uygu-lanma koşullarıyla içeriği belirsiz ve Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru süreciniuzatacak bir yargı yolunun kabulü için önce-likle geçerlidir.Anayasa değişikliği, köklü reformlara ge-reksinim duyduğu açık olan yargı alanında,yargı etiği ve yargının özgürlükçü-çoğulcudeğerlere uygun davranmasını sağlayacakkurumsal ve işlevsel düzenlemeler içermiyor.Yargı alanındaki kariyer, liyakate ve yüksele-cek adayları nesnel standartlarla sınamayadayalı olduğu için yüksek yargıçların yargıörgütlenmesindeki yeri kaçınılmazdır. Ha-kimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısınailişkin düzenlemeler, bir yandan bu olguyudikkate almak diğer yandan yüksek yargıdakioligarşik eğilimleri dengelemek zorundadır.Ancak adalet bakanının yetkilerinin daha daartırılarak Kurul’daki varlığının korunması vebirinci dereceye ayrılmış yargıçlara güvence-siz biçimde Kurul’da yer verilmesi, söz konusudengeyi sağlayan yöntemlerden değildir.Adalet bakanı, artık güçlü bir aktör olarakyürütmenin etkisini temsil ettiği kadar, Kuruliçindeki monolitik iktidarı da simgelemekte-dir. Özellikle birinci derece yargıçlara yönelikgüvencesiz seçim olgusu, yargı elitlerindekipartizan eğilimleri ve siyasal pazarlıklaradayalı yozlaşmış bir yargı kültürünü de bera-berinde getirebilir. Anayasa Mahkemesi’ninyapısı bakımından benimsenen ve liyakatinfazla vurgulanmadığı kolaylaştırıcı seçim mo-delinin çoğulcu-özgürlükçü demokrasilerinana yönelimleriyle bağdaştığı kuşkuludur.Anayasa Mahkemesi’nin yasama organı tara-fından belirlendiği Avrupa modelinde, seçi-min liyakate bağlı olmasına ilişkin önlemlerleuzlaşmayı sağlayacak nitelikli çoğunluk kuralıgözetilmektedir. Anayasa yargısının doğumyeri olan Amerika Birleşik Devletleri’ndeise başkanın belirlediği adaylar Senato’dakiçetin ve saydam sorgulama (hearing) sürecinibaşarırlarsa, Senato’nun onayıyla görevebaşlayabilirler. Seçim usulünün “kapalı kapısiyaseti”ne, liyakatleri sadece kağıt üstündekalan adaylara ve uzlaşmayı zorlamayanbasitleştirilmiş usullere dayanan modeller isehukuk devletinden uzaklaşırlar.Anayasa değişikliğine ilişkin yukarıdakigözlemler, paketin “görünüşte anayasacı-lık” olarak tanımlanabilen bir niteliğe sahipolduğunu ortaya koyuyor. Böylece Türkiye1995, 2001 ve 2004 Anayasa değişikliklerindeçoğulcu-özgürlükçü değerlere ve Avrupalı-laşmaya gerçekten yakınlaşan çizgisini, buikisini “araçsallaştırma” yönüne kaydırmışgözüküyor. Böyle bir çizgi, Türkiye’yi “anaya-salı bir devlet” yapsa da, “anayasal devlet”yapmaya elverişli sayılmaz. Buna karşılık,Türkiye’de anayasal devleti bir öncelik olantalep eden kesimler, demokratik değerlereodaklanan gerçek bir değişim modeliyleortaya çıktıkları ölçüde, süreci etkileme ya dabelirleme şansına sahip olabilirler.Hak ve özgürlük alanındaki değişim,yazık ki gerçek bir değişimekarşılık gelmiyor.
  30. 30. 29HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULUSemahat Arsel Hemşirelik Eğitim veAraştırma Merkezi (SANERC) 1992 yılında,Amerikan Hastanesi bünyesinde kuruldu.Türkiye’de hemşirelik alanında ilk eğitimmerkezi olma özelliğini taşıyan SANERC,1 Ocak 2004‘te Koç Üniversitesi Hemşire-lik Yüksekokulu’na bağlandı. SANERC’inmisyonu, hemşirelikte profesyonel geli-şim, eğitim, araştırma ve uygulamalarlaSANERC’in danışmanlığında ve liderliğindeTürk halkının sağlığının gelişmesine katkıdabulunmak. Mezuniyet sonrası hemşirelikeğitiminde yaratıcı modelleri geliştirmek,en iyi uygulamaları yapmak, etik, kanıtadayalı klinik uygulamalara yönelik araştır-maları gerçekleştirmek amacıyla SANERC,sağlık sektöründe işbirliği ve profesyoneldanışmanlık yoluyla ulusal/uluslararası dü-zeyde hemşirelik hizmetlerinin yönetim veorganizasyonunda liderlik yaparak meslekialanda sürekli eğitimi sağlamayı hedefliyor.Dünyada her alanda gözlenen değişimlerdoğal olarak sağlık bakımına ve hemşireliğede yansıyor. Hemşirelik hizmetlerinin yöne-timinde ve hasta bakım sürecinde etkili birrol üstlenen hemşirelerin mesleki bilgi vebecerilerinin geliştirilmesinin, klinik uygu-lamaların sürekli güncellenmesinin önemigiderek artıyor. Mezuniyet sonrası, hemşi-relikte özel alan/dallara yönelik geliştirilmişkurs programları, mesleki gelişimi destekle-yen kongre, sempozyum, seminer prog-ramları, hemşirelerin ihtiyaçlarına yönelikgeliştirilen eğitim programları yapılıyor.Programlar, eğitim ihtiyaçlarını belirleyenanket sonuçlarına göre geliştiriliyor. Aynızamanda eğitim içerikleri her yıl güncelleni-yor. Tüm bu çalışmalaruluslararasıstandartla-ra göre ve Johns Hopkins Hemşirelik EğitimMerkezi model alınarak yapılıyor.ANCC akreditasyon süreciBütün faaliyetlerinde uluslararası stan-dartları izleyen SANERC, 25 Ekim 2010’damezuniyet sonrası hemşirelik eğitimindeuluslararası akreditasyona sahip olarak,bu alanda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.Türkiye’de bir ilkigerçekleştiren SANERC,Amerikan Hemşireler YetkiBelgelendirme Merkezi(ANCC) tarafındanmezuniyet sonrası hemşirelikeğitiminde uluslararasıdüzeyde akredite edildi.SANERC akredite edildi

×