Sözcükte Anlam konu anlatım sunu
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

Like this? Share it with your network

Share

Sözcükte Anlam konu anlatım sunu

le

  • 20,756 vues

Sözcükte Anlam konu anlatım sunusu

Sözcükte Anlam konu anlatım sunusu

Statistiques

Vues

Total des vues
20,756
Vues sur SlideShare
20,697
Vues externes
59

Actions

J'aime
2
Téléchargements
63
Commentaires
0

3 Ajouts 59

http://www.gazelce.net 27
http://gazelce.net 27
http://www.slideshare.net 5

Accessibilité

Catégories

Détails de l'import

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Droits d'utilisation

© Tous droits réservés

Report content

Signalé comme inapproprié Signaler comme inapproprié
Signaler comme inapproprié

Indiquez la raison pour laquelle vous avez signalé cette présentation comme n'étant pas appropriée.

Annuler
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Êtes-vous sûr de vouloir
    Votre message apparaîtra ici
    Processing...
Poster un commentaire
Modifier votre commentaire

Sözcükte Anlam konu anlatım sunu Presentation Transcript

  • 1. Yaratan ve türeten Allah’ın adıyla (K.Bilig)
    • Afrika’da bir ceylan, aslan olmak.
  • 2. KELİME BİLGİSİ Nedir bu “kelime”den çektiğimiz yahu!   Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır.
  • 3. KELİMEDE ANLAM   Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır . Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik vb. gibi ilişkiler de barındırabilirler.  
  • 4. A. SÖZCÜKTE ANLAM ÇEŞİTLERİ  
  • 5.   1. GERÇEK ANLAM (çerez bunlar, çerez) a. TEMEL ANLAM * Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. * Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. * Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır.  
  • 6. Soğuktan su boruları patlamış. Ayağında eski bir spor ayakkabı var. Biraz sonra toprak bir yola girdik. Kanadı kırık bir martı gördüm. Soğuk sudan boğazı şişmişti. Yataktan kalkarken başımı duvara arptım.  Dün gece erken yattım. Sıcak çorbayı içince rahatladım . Bunlar da örnek mi hocam! Diyenlere, “korkutmayalım” “kazıkları” sonlara sakladım derim. 
  • 7. Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı. Ahmet’in burnu iyi koku alır. Ağzında yaralar oluşmuştu. Elini hırsla masaya vurdu. İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi. Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı. 11.Sınıfları “ürkütmeyelim” değil mi? Düşük perdeden devam
  • 8.
    • 1)"Avludaki taşları söküp bir kenara yığdılar."
    • Cümlesinde "sökmek" eyleminin kullanımı aşağıdakilerin hangisiyle özdeştir ?
    • A)Beytin anlamını söküp çözümlemişti.
    • B)Eski hırkayı söküp yenisini örecekti.
    • C)Tutsaklıkta tırnaklarını söküp işkence etmişlerdi.
    • D)Balgamı söküp rahatlayacaktı.
    • E)Yandaki düşman kuvvetlerini söküp atacaklardı.
  • 9. b. YAN ANLAM * Çok güzel, faydalı bir anlamdır; her eve lazımdır  * Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. * Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.
  • 10. Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “ iğnenin gözü ”, “ çantanın gözü”, masanın gözü ” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir. Ah nerede o eski ilkokul günlerim, siyah önlüğüm, ablamın yakası  Onlar yok ama ilkokul kitaplarından bilgiler var; yarar mı? Geç bunları geç.
  • 11. Ama “düşmek” kelimesine bakalım: “Meyveler tek tek yere düştü” “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” “Kavakların gölgesi yola düştü”
  • 12. Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf) Uçağın kanadı havada parçalanmış. Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor. Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum. Köprünün ayağına bomba koymuşlar. Şişeyi boğazına kadar doldurdu. Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim. Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı. Yokuşun başına kadar koştuk.
  • 13. Yakıştırmaca Anlam da diyoruz; sahi neye diyoruz? Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb…
  • 14. Bu da soru mu hocam?
    • 2)Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "boğaz" sözcüğü temel anlamda kullanılmıştır?
    • A) Çanakkale Boğazında iki yük gemisi çarpışmış
    • B) Boğazlarda kaza olasılığı gittikçe artıyor
    • C) Şişenin boğazı kırıldı.
    • D) Balığın kılçığı boğazıma takıldı.
    • E) Yıllardır boğaz tokluğuna çalışıyoruz
  • 15. Salaklığın tarihini yazanlar 
    • İKİZİNİ ÖLDÜRDÜ - Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriyle pek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesine dayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bu basit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi . Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı duran Marko da öldü.
  • 16. Bak bu anlamı çok severim işte. ÖSYM’de sever ha, tikkat: 3. MECAZ ANLAM * Hani bizim suya atılan bir taş vardı, ne oldu ona?   * Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır.
  • 17.
    • Mecazlaşma pek çok şekilde yapılabilir: Somutlama ,istiare, benzetme, kinaye,ad aktarımı,deyim,atasözü,duyu aktarımı vb..
    • * Kanat:Seni her görüşümde ruhum kanatlanır.
    • * Diş:Rakibim oldukça dişli çıktı.
    • * Göz:Yıllardır gözümüzü boyamaya çalışıyor
    • * Ateş:İçime bir ateş düştü.
    • * Yanmak:Sınavı kazanamazsak yandık.
    • * Baş:Biz bu yola baş koyduk
    • * Düşüncelerim filizlendi.
    • * Sen bize diş geçiremezsin .(deyim )
    • * Çelik irade (benzetme )
    • * Sende hiç kafa yokmuş.
    • * Hamama giren terler .(kinaye)
    • * Aslanlarımız kükredi. (açık istiare )
    • * Kurşun adres sormaz.(kapalı istiare )
  • 18. Bu konuyu bir daha açmayacağım . İşsizlik sorunu hükümeti terletecek . Derdim çoktur, hangisine yanayım. Doktora boş gözlerle bakıyordu. Bu şarkıya bayılıyorum. Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı. Yakında savaş patlayacak. Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk. İnce işlere aklım pek ermiyor.
  • 19. Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlar söz sanatları; ilgi yoluyla yapılanlar ad aktarmasıdır.
  • 20.
    • Ad aktarmasında (mecaz-ı mürsel, düzdeğişmece) benzetme amacı olmaz ; sadece iki kelimenin birbiriyle ilgisi var . İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay vb. ilgiler vardır.
  • 21. Hadi bakalım, örneklere bakalım, sözler havada kalmasın.
    • Sana kimse “sobayı yak, tribünler coştu, sınıf dışarı çıktı” vb. ilköğretimde bile sorulmayan mecaz yolları sorulmayacak.
    • Bu konuyu edebi sanatlar kısmında daha detaylı işleyeceğiz.
  • 22. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl Saçını kestir demedim mi? Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek. Ayağını çıkarmadan girebilirsin. Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor. Orhan Veli’yi okur musun?
  • 23.
    • "Koştu yokuş aşağı,rengi atmış bir şapka."
    • Tiyatroda oynamam konusunda bütün mahalle beni destekledi."
    • "Turistler bu tur için yeni lokomotifler yerine buharlıyı tercih ediyorlar.
    • Yeni alınan körüklüler daha fazla yolcu taşıyormuş.
    • "Ön sokakta yer yok,arabayı arkaya bırakınız."
    • "Çocuk kitapları birinci hamura basılmalı."
    • "Türkiye,Tanzimat'la yüzünü Batı'ya çevirmişti."
  • 24. ANADOLU Ah efendi bize karşı İstanbul Neden böyle bir sert. Yalçın taş gibi? Taşların hayvanlık mı nasibi? (Mehmet Emin Yurdakul) Şafaktan önce uyandım bahar odamdaydı Mayıs, çiçekleri etrafa öyle bir yaydı “ Bir ruh o derin bahçede bir defa yaşarsa Boynunda onun kolları, koynunda o varsa.” Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş”
  • 25. "Koparıp öpmek için,basacağı toprağı Bütün şehir bekliyor onu dizler üstünde." Şafaktan önce uyandım bahar odamdaydı Mayıs, çiçekleri etrafa öyle bir yaydı Kan tükürsün adını candan anan dudaklar Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun Kandilli yüzerken uykularda Mehtabı sürükledik sularda (Heyt be! Adam amma kıskançmış. )
  • 26.
    • İşine yarayacak en önemli “püf” nokta:
    • BENZETME YÖNÜ’ dür.
    • *Zihninde benzetmeyi kurman lazım önce.
  • 27. Genç delikanlımız, masada oturan güzel bir kıza çıkma (çatıya değil) teklif edecektir. -Daha önce tanışmış mıydık yavrum? -Sanmam hayvanat bahçesine gitmeyi sevmem -Hönk
  • 28. Benzetmeleri bulmaya var mısın? Ama bulamazsın ki… 
    • Dili mercan, dzi mercan, dişi mercan
    • Yoluna bir can koyduğum
    • Bizimle oradan geçti bir rüzgar
    • Ürperdi bir alın gibi her kabir
    • Şen bakışlı kızlar destiler elde
    • Farkı yok hepsinin ürkek kuşlardan
    • Niye veremli bir hasta gibisin
    • Ruhunla ıstırap yoksa kardeş mi
  • 29.
    • Ufkunda açarken alevden güller
    • Bir hazin inilti gibi yükselir.
    • Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda
    • Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim duvarda
    • Aşk, o bir masalmış, yalanmış meğer
    • Seven bir kalp için sığınacak yer
    • Yalnız o kucakmış, yalnız o dizmiş
    • İnsanlar ne kadar merhametsizmiş
    • Yarin dudağından getirilmiş
    • Bir katre alevdir o karanfil
  • 30. Vay be! Buldular, güzel.
    • Başım sukutu öğüten
    • Uçsuz bucaksız değirmen
    • Bu karanlıkta sevgilimiz ikimiz
    • Kara bir gözde çifte yaş gibiyiz
  • 31.
    • Tam teşbihte (dört ögeli teşbih) mecaz yoktur. Karşılaştırılan kavramlar ortak özellikte eşitse benzetme mecazsızdır: Gökpınar da Çeltik gibi evlerini taştan yapmıştır.
    • UYARI :Benzetme edatı olarak “gibi” den başka; kadar, sanki, güya, nitekim, meğer ki, misal, andırmak … gibi sözcüklerde kullanılabilir.
    • Taraflarından biri kaldırılmış beliğ teşbihe ( ceylan sevgilim yerine “ ceylanım ” demek ) istiaredir
  • 32.  
  • 33. Gelelim “kıl”landığın meseleye
    • İstiare (Eğretileme)
    • BENZETMEDEN FARKI YOK!
    • SADECE BENZEYEN veya BENZETİLEN YOK.
    • Benzetmeyi BUL, GERİSİ KOLAY. Bu arada benzetmede GÜÇLÜ, ZAYIF olan ne demekti?
  • 34. Sen söyle
    • 1.Sadece benzetilen (güçlü) varsa hangi istiare?
    • 2. Sadece benzeyen (zayıf) varsa hangi istiare?
    • 3. Teşhisin olduğu her yerde niçin kapalı istiare de oluyor? Peki her kapalı istiarede teşhis var mı?
    • * Konudan korkma! Konu senden korksun!
  • 35. Isınmak için birkaç “kek” örnek
    • " Aslanlarımız Avrupa'yı dize getirdi.“
    • "Çocuk gülünce incileri göründü.“
    • "İçimde bir ateş var."
    • "Gökyüzü kurşunla örtülü."
    • " Deniz sanki bize küsmüştü.“
    • Güneş bize gülümsüyordu."
  • 36.
    • Can kafeste durmaz uçar.
    • Martılar özgürlük şiirleri okuyor.
    • Gözlerinden uyku akıyordu.
    • Kurban olam kurban olam
    • Beşikte yatan kuzuya."
  • 37.
    • Dağlara yaslanıp yatan güneşi
    • Yaralı, hastadır, yorgundur sandım."
    • "Gülüm beni terk edecek
    • Hasretiyle öldürecek
    • Gönül her çiçekten bal almak ister
    • Kırıldı kanadı uçamaz oldu
    • Nice dolaşık yolları çözdüm bıraktım
  • 38.
    • " Ben gidersem sazım sen kal dünyada    Gizli sırlarımı âşikâr etme.“
    • Derinden derine ırmaklar ağlar / Uzaktan uzağa çoban çeşmesi
    • "Yüce dağların başında salkım salkım olan bulut."
    • "Yedi tepeli şehirde bıraktım gonca gülümü."
    • "Gökyüzü sarsılıp köpürüyor,camlara saldırıyor."
  • 39. Şişşt, Teslime bi bak hele kı:
    • Tüm deyim aktarmaları istiaredir.
    • Nasıl? İşe yarar mı bu bilgi?
  • 40. Hangi yöntemlerle istiare yaparız: “deyim aktarmalarıyla” Hadi bakalım türleri sen bul!
    • Gökyüzündeki bulutlar, ağlıyordu bu ölüme
    • Deniz iyice hırçınlaştı, dalgalar adam boyu aşıyor.
    • Hüzünlü ağaçlar rüzgârla konuşuyor.
    • Irmak ovayı kollarıyla sarmıştı .
    • Ay sırasını bekliyordu .
    • Sözünde durmadı mavi gökler
  • 41.
    • İnsan organ adlarının doğaya verilmesi de insandan doğaya bir
    • aktarımdır:
    • Dağın başı kel tepe kör kuyu ümit burnu yol ağzı …
    • insanlar için kullanılan hayvan adları da deyim aktarımı olarak değerlendirilmelidir:
    • "O domuzdan uzak dur."
    • "o keçiyle inatlaşma."
  • 42.
    • Aşağıdaki cümlelerin hangisinde insanla ilgili bir nitelik,insan dışındaki bir varlığa aktarılmıştır?
    • A) Yıllar yorgun ben yorgun.
    • B) Çatal kazık yere batmaz.
    • C) Bir yük gemisi yanaştı Zonguldak’a
    • D) Kaçan balık büyük olur.
    • E) Otlar sararmaya başladı artık.
  • 43.
    • Sınıfın en sert öğrencisi bendim.
    • Ne pişkin adamsın sen!
    • Çok hafif biriymiş.
    • Tilki gibi kurnazdı.
    • Şiirimizin çınarlarından biri daha hayatını kaybetti.
    • Güreşçi, çam yarması gibi bir rakip görünce şaşırdır.
  • 44.
    • Minik fare kükredi.
    • Yüce dağ başında bir top pamuk var
    • Deniz bütün gece kudurdu
    • Nasıl unutabilirim o yumuşak konuşmayı.
    •  
    • Sokaktan acı bir fren sesi geldi.
    • Onun keskin bakışları hepimizi korkuttu.
  • 45.
    • Aşağıdaki cümlelerin hangisinde doğaya özgü bir özellik insana aktarılmamıştır?
    • A) Çiğ insanlardan uzak durmalısın.
    • B) Babam olanları duyunca fena köpürdü.
    • C) Onun kadar sulu bir çocuk görmedim.
    • D) Senin sert bir insan olduğunu sanıyordum.
    • E) Kimi insanlarla dost olmanın yararı yok.
  • 46. 11.Sınıflar yapar bunlarııııı
    • Sıcak bakışlarıyla ısıtırdı içimizi.
    • acı soğuk
    • acı çığlık
    • sıcak konuşma
    • Tatlı söz
    • Keskin bir koku
  • 47.
    • Bunu Kalenderoğlu yapabilir mi, ne dersiniz?
    • “ Bir duyu organımızla algılayabileceğimiz bir sözcüğün başka bir duyu ya aktarılmasına duyu aktarımı denir.”
    • Aşağıdaki cümlelerin hangisinde duyu aktarımı yapılmamıştır?
    • A) Bize karşıdan sert bir bakış fırlattı.
    • B) Sıcak sözlerle bizi ikna etti.
    • C) İki kaptan bir gemiyi batırır.
    • D) Gece yarısı keskin bir çığlıkla uyandık.
    • E) O anda odayı tatlı bir hava doldurdu.
  • 48.
    • Şıklar birbirine yakın ha Kubilay, tikkat et!
    • Aşağıdakileri hangisinde kapalı istiare vardır?
    • A) Törpülenen duygularımız isyan ediyor.
    • B) Siz o karıncayla yarışamazsınız.
    • C) Altın sarısı saçları onun en belirgin güzelliğiydi.
    • D) Aslanlarımız sınırda kuş uçurtmuyor.
    • E) Ufak şeyler için kendini üzmemelisin.
  • 49. Oğuz! Bu senin.
    • Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı bir deyim aktarması vardır?  
    • A)    Sen o tilkiyi kandıramazsın, demedim mi? B)    Şu çıyanın neresini seviyorsun? C)    O gün tepenin başında bir yılan öldürdük D)    Sınıfın akrebi yapacağını yine yaptı. E)    Aslanlarımız o maçta coştukça coştu.  
  • 50.
    • Ayşe Yılmaz sever şiiri
    • (I) Sisler Bulvarı bir gece haykırmıştı. (II) Ağaçları yatıyordu, yoksuldu. (III) Bütün yapraklar sararmıştı. (IV) Bütün sonbahar ağlamıştı. (V) Ağlayan İstanbul'du.
    • Yukarıdaki numaralanmış dizelerin hangisinde bir aktarma yapılmamıştır ?  
    • A)I.   B) II. C) III.     D) IV.  E) V.
  • 51.
    • Gamze, sana da ÖSS sorusu kaldı ya!
    • ( I ) Sonbahar, kendisinden sonra gelecek kış mevsiminin gizli telaşını yaşatıyor doğaya. ( II ) Amasra' da bir Roma yapıtı olan Kuşyakası Yol Anıtı sarı bir örtüyle kaplanıyor. ( III ) Hasankeyf' teki Artukoğulları zamanından kalma cami, minaresindeki son leyleği yolcu ediyor. ( IV ) Kaçkarlarda yağmur fazla mesai yapıyor. ( V ) Bolu Dağları'nda, Istrancalarda gezinirken yerlerde ağaç gövdelerinin hüzünlü yüzlerini, acılı bakışlarını görüyoruz.
    •   Bu parçanın numaralandırılmış cümlelerin hangisinde insana özgü bir nitelik doğaya aktarılmamıştır ?
    •    A) I      B) II     C) III     D) IV        E) V
    • (2001-ÖSS)
  • 52. Şeker Dağ, ellerinden öper bu soru:
    • Aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilen bilgi yanlıştır?
    • A) Açık istiarede benzetilen öğesi kullanılır.
    • B) Her kişileştirmede kapalı istiare vardır.
    • C) Ad aktarımlarında benzetme amacı vardır.
    • D) Yalın benzetme iki temel öğeyle oluşturulur
    • E) İstiare,ad ve deyim aktarımı aynı zamanda mecaz oluşum yoludur.
  • 53. İstiare de kastı be. Gülelim biraz. - Pardon tanışabilir miyiz? - Sebep? - eeöö, kem, küm - eee - güzelsiniz desem - bu benim sorunum desem? - pardon abla
  • 54. Gelelim diğer bir “kıl” konuya: SOMUTLAŞTIRMA (soyutu somuta aktarma)
    • İŞİ GÜCÜ BIRAK, BURAYI İYİ DİNLE!
    • Kavramlar oldukça basit, fakat dilbilgisi kitaplarının farklı yaklaşımları sebebiyle karmaşıklaşıyor.
  • 55.
    • Somutlaşma ve soyutlaşma: Dillerdeki kelimeler başlangıçta SOMUT anlamdadır. Zamanla kullanıldığı yerlerde anlam genişlemesi yoluyla kelime soyut anlam kazanıyor.
    • Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.
    • Onun için somutlaşma ve soyutlaşma , dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür; kullanıldığı metne göre değişir.
  • 56.
    • SOYUTLAŞTIRMA diye bir kural YOKTUR ! ÖSS ve ÖYS’de soyutlaştırma, soyutlaşma vb. kavramlar kullanılmamıştır .
    • Sorular hep, SOMUTLAŞTIRMA’dan gelmektedir.
    • Soyutlaştırma olarak zihin karıştıran şey, somut
    • sözcüğün soyut anlamda kullanılmasıdır .
    • * Somutlaştırma olan yerde zaten “somutlaştırılan bir soyut anlam” vardır: Bu adam kafasızın biridir.
    • * Somut kelimenin kullanıldığı cümlede soyut anlam kazanması sorulur. Bunu çözmek de gayet kolaydır:
    • Bu çocukta yürek yok.
  • 57.
    • Somut anlamlı sözcükler bazen soyut anlam kazanabilir.
    • Aşağıdakilerin hangisinde buna örnek yoktur?
    • A) Hiçbir olaydan ders almayan kalpsizin biridir.
    • B) Öğretmen adayları bu kurumu basamak olarak kullandı.
    • C) Maça gitmediğimiz için biletler yandı.
    • D) Bu işte de gör bak onun parmağı var.
    • E) Duvardan atlarken kafasını tellere çarptı.
    Soyutlama deyip Teslime’nin kafasını bozuyorsunuz bre gafiller, desenize şöyle:
  • 58. Ayşe Çetin ve Ayşegül Dağ biraz daha aktif olurlar mı acep? Bilmem.
    • Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ somutlaştırma ” yapılmıştır?
    • A) Sana laleler aldım çiçek pazarından.
    • B) Hastayım, derdime verem diyorlar.
    • C) Küçük bir ameliyatla vücudumdaki leke alındı.
    • D) Bu türküyü okumak için aramızdan birini çağırıyorlar.
    • E) Tam kurtulduk derken kader yine ağlarını örmeye başlıyor.
  • 59.
    • * Sözcüğün soyut veya somut anlam özelliği kullanıldığı cümleye göre belirlenir:
    • İstanbul ticaretin kalbidir.
    • Hiç havamda değilim.
  • 60. SOMUTLAŞTIRMA
    • Anlaşılması güç soyut kavramların, durumların somut anlamlı bir sözcüğe benzetilerek anlatılmasıdır. Amaç anlatılmak isteneni belirginleştirmektir .
    • NEYİ ANLATMAK İÇİN NE KULLANILMIŞ?
    • (Soyutu) anlatmak için (somut) kullanılmış: Somutlaştırma
  • 61.
    • Hadi bakalım, hangi soyut kelime hangi somut kelime ile ilişkilendirilmiş, (somutlaştırılmış) bulalım.
    • Hayallerime kanat takıp uçuracağım.
    • Düşüncelerime gem vurmalıyım.
    • Güzelliği bana bir beden büyük geliyor.
    • Hüzün, sonbaharda dökülen yapraktır.
    • Yalnızlık, dağ başında bir kardelendir.
    • Arkadaşlık, kalpler arasında bir köprüdür.
    • Akşam, saçlarından damlıyordu.
    • Titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır.
  • 62.
    • Kanunları çiğnemek suçtur.
    • Komşularıyla aralarındaki buzları eritti.
    • Bu sözlerin onu kırmış
    • Sanki bakışlarıyla bizi eziyordu
    • Savaşla solan umutlarımız barışla yeniden yeşerdi
    • Gençlere değişik düşünceler aşılıyorlar
    • Bu sözleriyle hepimizin gururunu yaraladılar
    • Her geçen gün yalnızlık batağına saplandım
  • 63.
    • Gün geçtikçe ortama ısınmaya başladı
    • Bu kanıtlarla onları yakarım, diyordu
    • Bu işte onun parmağı var
    • Bu işte daha pişmelisin
    • Başarılarıma sürekli dudak büküyor
    • Bu okulun çıban başını uzaklaştırmalıyız
    • DEYİMLERDE BİR ŞEY GÖZÜNE ÇARPTI MI?
  • 64.
    • * Deyimlerimizin neredeyse hepsi somutlamaya örnektir.
    • Öküz altında buzağı aramak
    • Suyu bulandırmak
    • Karda yürüyüp izini belli etmemek
  • 65. İçim dışım somut-soyut oldu diyene:
    • Aşağıdakilerden hangisinde somut anlamlı bir adın soyut anlam kazanarak mecaza dönüşmesi söz konusudur ?
    • A) Bu gördüğün bulutlar, yağmur yüklü bulutlardır.
    • B) Sen de pek yüzsüz çıktın.
    • D) Ağaçlar, baharda gelin gibi süslenir.
    • E) Güzel binaydı; taşlar; dantel gibi işlenmişti.
    • C) Bu dağlar, sarp dağlardır
  • 66. Ders: Din Kültürü : Hocam bu caiz mi?
  • 67. Bu sanatın adı neydi?
    • İnsan dışındaki varlıklara insana özgü, insanın yapabileceği davranışları yaptırma sanatıdır.
    • Bir bulut geldi üstüne bahçenin
    • Bütün ağaçların keyfi kaçtı
    • Güneş gülümsedi
    • Ay göz kırptı.
    • Akisler silinir bir bir denizden
    • Gece eşya uyur ve ruh uyanır.
  • 68.
    • 1. "Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın
    • Hırçın bir fırtınaya dönüşüyordu deniz."
    • 2. " Dans eden kelebekler,şarkı söyleyen kuşlar,
    • göz kırpan çiçekler vardı o yerde."
    • 3. "İçmiş gibi geceyi bir yudumda
    • Göğün mağrur bakışlı bulutları."
    • 4."Dinle yolcu bu su onun sesidir
    • Sinsi adımlarla akşam yürüyor."
    • 5. "Rüzgâr uyumuş,ay gülüyor; her taraf ıssız."
    • 6. "Yeditepe üstünde zaman bir gergef işler."
    • 7. "Çukurova bayramlığın giyerken."
  • 69. Kinaye (değinmece)
    • * Damlaya damlaya göl olur.
    • * "Arkadaşın dayısı güçlüdür, halleder." * "Bırak onu, burnu büyük adamdan hayır gelmez." * "Çocukların velvelesi, herkesi ayağa kaldırdı." * "Çok zahmet çektik, sonunda ayağımız düze bastı." * "Ne yapsın, ayağı kaydı bir kere." * "Böyle yürürseniz mahalleye yatsıya varırsınız." * "Bu taşı bize dostumuz atıyorsa durup düşünmemiz gerekir." * "Eh,bu hızla gidersek, okula belki yarın sabah varırız." ÖSS * "Yokuş çıkmayı göze almayanlar hep çukurda kalır." * "Atılan ok geri gelmez." * "Rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne karşı tükürür."
    Atasözlerimiz ve deyimlerimizle ilgili genel bir yargıya varabilir miyiz?
  • 70. Kinayeli söyleyiş diye bir şey var ha!
    • Kinayenin diğer bir biçimi de üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz
    • söylemektir.
    • Bu açıklamaya göre aşağıdakilerin hangisinde kinayeli bir
    • kullanım vardır?
    • A)Yapım eklerinin özelliklerini incelememiz gerekiyor.
    • B)Derse gelmeden önce hazırlık yapmalısınız.
    • C)Olayları kendi koşullarında değerlendirmek daha doğru olur.
    • D)İnsan ,yaşadığı coğrafyaya,,geçmişine sahip çıkmalı.
    • E)Oralara bensiz gittiniz demek aşk olsun size!
  • 71. Bu sezon pençe mençe kalmadı ya neyse
  • 72. Keşke her sanat bu kadar kolay olsa  Sahi neydi bunun adı: (haritaya bak)
    • Bakır tencere toprağa:"Şöyle bir gezelim." dedi. Öteki özür diledi.
    • Menekşe diyor ki: "Söyle türkümüzü gelincik!“
    • Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna: “Tenimde bir yara işler gibisin”
  • 73.
    • UYARI Tariz ile kinaye karıştırılmamalıdır.Tarizde sözün gerçek ya da mecaz anlamda kullanılmasından çok, karşıt anlamı önemlidir. Kinayede ise sözün her iki anlamının bir arada kullanılıp kullanılmadığına bakılır. Kinayede asıl söylenmek istenen MECAZ anlamdır.
  • 74. TARİZ ( DOKUNDURMA / SİTEM / İĞNELEME )
    • Sözcük anlamıyla " dokundurma","taşlama","taş atma " demektir. Terim olarak; bir sözün görünürdeki anlamının tam tersi amaçlanarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen mecazlı anlatımdır.
    • Keskin alay ve eleştiri içerir.
  • 75.
    • * O kadar cesurdu ki çıtırtıdan bile ürkerdi.
    • * Çok zekidir, alfabeyi ezbere okuyabilir.
    • * "Bazı sevgili dostlarımın ( ! ) benim için karpuz kabuklarının en kayganlarını hazırladıklarını biliyorum."
    • * "Adamınız,Allah için, gerçekten ustaymış; onun eli değeli bizim makine kararsızlığı bıraktı; artık hiç çalışmıyor."
    • * "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu."
    • * "Benim oğlum çok cesurdur canım,horozdan korktuğuna bakmayın."
    • * "Çayın nefis olmuş,kabak suyu gibi."
    • * Bize kafir demiş müftü efendi
    • Tutalım ben ona diyem müselman
    • Varıldıkta yarın ruz-ı mahşere
    • İkimiz de çıkarız anda yalan
  • 76. “ Yürü be! Kim tutar seni” edebi sanatı 
    • 1- "Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle" 2- "Ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer
    • O ne müthiş tipidir savrulur enkâz-ı beşer" 3- "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ
    • Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ" 4- "Âlem sele gitti gözüm yaşımdan." 5- "Akdeniz'in dalgası gönlüm kadar taşmadı." 6- "Her damlada bir umman var / Yüzdüm, yüzdüm tükenmiyor. " 7- "Sürsün baş başa bu yolculuk / Sayıları delirtecek mesafelere." 8- "Farz et denize çıktım / Su biter,derdim bitmez." 9- "Yahu, o haritadaki denizi görse boğulur." 10- "Gökte yanan güneşi; koparıp tan yerinden / Elimizde meşale gibi taşımaktayız."
  • 77. Edebi sanatlar bitti. Olsa tükkan senin. Şiir bilgisinde yeniden görüşmek üzere.
  • 78. Dalai Lama
    • Tek bir kelimeyle karşılanabilecek sözcüklerin birden fazla sözcükle karşılanması, anlatıma güzellik, estetik katılmasına ne diyorduk?
    • Peki ya tersi? 
  • 79.
    • Ormanlar kralı: aslan
    • yedi tepeli şehir: İstanbul
    • yavru vatan: Kıbrıs
    • Beyaz altın: pamuk
    • siyah inci: kömür
    • Ege’nin incisi: İzmir
    • Derya kuzusu: balık
    • hayat arkadaşı: eş
    • file bekçisi: kaleci
    • Meşin yuvarlak: top
    • Türkiye’nin kalbi: Ankara
    • kasa faresi: hırsız
    • İşitme engelli: sağır
  • 80.
    • Zihinde olumsuz çağrışım uyandıran, uğursuzluk sayılan (ki kelimenin günahı olmaz, insanın niyeti bozuk  ) kelimeleri söylemeyip de yerine allı güllü, bol övgülü güzel sözler söyleyip kendimizi kandırıyoruz ya işte ona diyoruz. Sahi neyden bahsediyoruz?
  • 81.
    • Cin, peri: iyi saatte olsunlar
    • ölüm: son yolculuk, ebediyete intikal etmek, son yolculuğuna uğurlanmak
    • Verem: ince hastalık
    • baykuş: hayırlı kuş (çok da severim cidden, nesi uğursuz bu güzelliğin)
  • 82. Mecaz sanatları da bitti… Recep İvedik’in araba garajı.
  • 83. TERİM ANLAM
    • Kolay, üstünde durmaya değmez. Örneklere bakalım, geçelim.
    • açı, üçgen, karekök…            Matematik ölçü, uyak, dize, redif…         Edebiyat
    • iklim, ölçek, eşyükselti…        Coğrafya hücre, fotosentez, sindirim…  Biyoloji
    • yüklem, özne, kök, zarf…        Dilbilgisi ay, güneş, dünya, mars…        Astronomi
  • 84.
    • * Bazı kelimeler sonradan terim özelliği kazanabilir . Ağız: bölgesel konuşma şekli,
    • * Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir.
    • Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.
    • Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.
    • Ağacın kökleri çok derinde.
    • Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir.
    • Bir üçgen in iç açıları toplamı kaçtı?
    • Bu oyunda suflör kullanacağız.
    • Dilimizde ek ler sözcüğün sonuna gelir. 
  • 85. Aha da tam buraya tikkat edecen 
    • * Terimler mecazlaşabilir :
    • İki olay arasında paralellik var. Olaya bir de şu açıdan bakalım
    • Rakibi tuşa getirerek güreşi kazandı
    • Rakiplerini tuş ederek şirketi ele geçirdi
    • UYARI    : Günlük konuşmalarımızda geçen sözcükler, terim sayılmaz.                  
    • Bu dünya da senden iyisi yok. 
    • Dün, ay çok parlaktı.
    • Ay , Dünya ’nın uydu sudur.  
    • Annem perde leri yıkamış yine.
    • Oyuncu son perde de şaşırdı.
    • Köye  köprü den gideceksin.
    • Dişleri kurtarmak için köprü yapacağız.
    • Bana hikaye anlatma!
    • Hayatımı yazsam roman olur.
  • 86. Soyut-Somut Anlam
    • Soyut ve somut kelime farkını bilmiyorsan bu sınava hazırlanma!
    • Artık sıkılmadın mı bu anlam çeşidinden. Al sana iki kelime : yok, madde
    • Tikkkaat, önemli.
    • * Gözlemleyebildiğimiz eylemler somut, diğeri soyut.
    • Vazoyu kırdın X Onu çok kırdın.
  • 87. Nicelik – nitelik meselesi
    • Bir sözcük, herhangi bir şeyin, sayılabilen, ölçülebilen , sayılarla ifade edilebilen , artıp azalabilen durumunu bildirirse nicelik anlamlı olur.
    • Bu işten iyi para kazandı.
    • Evin geniş bir salonu vardı.
    • Bahçede büyük bir kalabalık vardı.
    • Yüzlerce görevli vardı
    • Yüksek dağlar karlıydı
    • Dar sokaklardan geçtik.
  • 88. Warning, achtung, hebele höbüle 
    • R e n k l e r nitel. ( Bizim gümüş grisi küheylan bahçede yatıyor)
    • Nicel anlam genelde somut anlamdır:
    • İki damla yaş olur, düşersin yüreğime gizlice.
    • Nitelik anlamı daha çok sıfat ve zarf ( nasıl )tır. Nicelik ise ( ne kadar ?) sorusuna cevap verir.
    • Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi, insanları da sıcaktı.
    • UYARI
    • Aynı sözcük farklı cümlelerde nicelik ya da nitelik gösterebilir .
    • Kapıyı küçük bir kız açtı.
    • Beni küçük düşürmekle ne kazandın?
    • Derin bir kuyudan su çekerdik.    
    • Edebiyatımızın derin bir yazarıydı o. (nitel anlamlı)
    • Merkeze yakın bir yerde oturuyordu.
    • Yakın arkadaşlarımdan biriydi o.
  • 89. GENEL VE ÖZEL ANLAM
    • Anlam olarak varlıkların tümünü kapsayan sözcüklere, anlam içeriği geniş olana genel anlamlı sözcükler, tek bir varlığı kapsayan sözcüklere, daha dar olanlara da özel anlamlı sözcükler denir. (kitap gibi konuştum be, heyt)
    • *Genellik ve özellik ancak bir sıralama içerisinde belirginleşir.
    • Metin – paragraf – cümle – sözcük
    • Varlık – canlı – bitki – çiçek - gül
    • Sıra - sınıf - okul
    • Harf – hece - sözcük
  • 90. Ben yoruldum, bunları da bir çözüver
    • “ Kelimelerin anlamlarını kavrayarak cümleleri, cümleleri çözümleyerek paragrafları özümseyebiliriz.”
    • Bir kelimenin özel ya da genel anlamlı olması o sözcüğün cümledeki anlamından kaynaklanır.
    • “ Genç, hayatını ideallerine göre yönlendiren kişidir.” : “Onu dün yolda bir gençle görmüşler.”
    • “ Karanfil, özgürlüğün ve savaşın sembolüdür.”
    • “ Bahçedeki karanfiller güneş görmediğinden kurumuş.”
  • 91. Sözcükte anlamla ilgili şu üç soru kalıbını iyi kavra!
    • I. ) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde " durmak " sözcüğü " var olmak " anlamında kullanılmıştır?
    • A) Bunca sorun dururken,gereksiz işlerle uğraşıyorsunuz
    • B) Konuşurken sık sık duruyor,notlarına bakıyordu.
    • C) Senin ayakta durduğunu uzun süre fark etmedim
    • D) Bu konu üzerinde neden bu kadar durduğunu anlamadım
    • E) Otobüs durunca eşyalarımızı alıp indik.
  • 92.
    • II.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde " soğuk " sözcüğü ötekilerden farklı anlamda kullanılmıştır?
    • A) Soğuk havaya karşı hiç direnci yoktur.
    • B) Arkadaşının böyle soğuk davranmasına çok üzülmüştü.
    • C) Yaz kış soğuk suyla yıkanmayı alışkanlık edinmişti.
    • D) Artık soğuk ve yağışlı günler başladı.
    • E) Güneşli ama soğuk bir günde yola çıktılar.
  • 93.
    • III ” Yazar bu romanda aslan payını betimlemeye ayırmış.”
    • Bu cümlede altı çizili söz öbeğinin taşıdığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
    • A) Son oyun diğerlerinden daha başarılı görünüyor.
    • B) Sanatçı, şiirlerinde evrensel değerleri savunuyor.
    • C) En küçük rolü bile titiz bir şekilde işlemişler.
    • D) İşletmede en büyük payı o alıyordu.
    • E) Bu başarı çizgisini sürdürmesi hepimizin dileği.
  • 94. Tükkanı kapatıyoruz; merakta kalın biraz uleyyyyn. 
  • 95. KELİMELER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ
  • 96. 1. EŞ ANLAMLI – ANLAMDAŞ KELİMELER   Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.  
  • 97.
    • kıymet-değer,
    • cevap-yanıt, sene-yıl,
    • medeniyet-uygarlık,
    • imkân-olanak,
    • acele-ivedi,
    • zelzele-deprem,
    • yoksul-fakir, misafir-konuk,
    • sınav-imtihan, yöntem-metot,
    • mesele-sorun, fiil-eylem,
    • kelime-sözcük, vasıta-araç...
  • 98. Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir: deprem-yer sarsıntısı-zelzele, kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen
  • 99. Konu basit görünüyor fakat en önemli “püf noktası” ahan da burada “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesinin yerine “siyah” kelimesini kullanabilir miyiz? Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, sesteş olabilmesi için ikisinin de temel anlamda olması gerekir.  
  • 100. tikkaaat
    • Anlamdaş sözcükler cümle içinde birlikte kullanıldığı zaman gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu olur.
    • Sana ne kadar değer, kıymet verdiğimi biliyorsun.
  • 101. Tikkat kesildin ha! Güzel.
  • 102. 2. YAKIN ANLAMLI KELİMELER   Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.   göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,
  • 103. Kardeşim sana küsmüş . Kardeşim sana kırılmış. Kardeşim sana gücenmiş . Kardeşim sana darılmış .   Birinci cümlede bir "kesinlik ve aşırılık" anlamı, ikinci cümlede bir "esneklik, hatta hoşgörü" anlamı, üçüncü cümlede "üzülmek" anlamı, dördüncü cümlede "gücenip görüşmez olmak" anlamı vardır.
  • 104. Ben her sorunla başa çıkarım . (baş etmek) Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan) Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan) Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)
  • 105. Yakın anlamlı bazı kelimeler
    • dalavere - desise –dolap- düzen-entrika
    • kusursuz-eksiksiz-mükemmel-şahane
    • bön - aptal – budala – salak- beyinsiz
    • Alınmak, kırılmak, kızmak
    • Uğraşmak, didinmek
    • Çalışmak, çabalamak
    • Bakmak, görmek, seyretmek
    • Gürbüz, sağlıklı
    • Sessiz, sakin
    • Yürümek, koşmak, gitmek
    • Ulaşmak, varmak
  • 106.  
  • 107. 3. ZIT ANLAMLI KELİMELER   Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir. Uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek, Varlık----------------- yokluk Canlı------------------- ölü Sevinmek--------------üzülmek
  • 108. Konunun püf noktası
    • Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. görmek - ................. uçmak - .................
    • yeşil - ................... duygu - ..................
    • söz - ................... sevgi - ..................
    • Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı sayılmaz. “sevinmek” karşıtı sevinmemek değil “üzülmek”tir.
  • 109. Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir. “doğru” kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir.
  • 110. En önemli bilgiyi tekrar edelim. İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, sesteş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.
  • 111.
    • Meselâ: Hafif olmayan anlamındaki “ağır” kelimesinin “ağır olmayan” anlamındaki “hafif”le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.
    • Hafif tavırlarıyla tikkat çekiyordu.
    • Okumayınca hep ağır işlerde çalışıyor insan.
    • Bu konu bana biraz hafif geldi.
    • Bu çuval göründüğünden daha ağırmış.
    • Onu gördükten sonra yüreğim hafifledi.
    • Yirmi kiloluk teneke bize hafif gelir.
  • 112. Üniversite hayatı rezilliği ile de güzel 
  • 113. 4. EŞ SESLİ (SESTEŞ) KELİMELER   * Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Yani bu kelimeler “ çok anlamlı ”dır. * Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. * Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır. * Genelde biri isim, diğeri fiildir.
  • 114. Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi
  • 115. Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:   Siyah anlamındaki “kara” ile “kar-a” (-a: yönelme hâl eki) gibi: Kara gecede bir tek yıldız bile yoktu.   Ayaklarım saplandı bembeyaz kara
  • 116. Fatma Güder hala” ve “hâlâ”, “kar” ve “kâr”, “adet” ve “âdet” vb. kelimeleri eş sesli midir? . Okunuşları farklıdır . Hava soğuktu kar yağıyordu.   Bu seneki kârımız iyi.
  • 117. Ş.Dağ, bu kafiyelere ne deniyordu?
    • “ Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar ” “Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar ”   Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya
    • Geçtikçe bembeyaz giyinenler üçer beşer
    • Gördüm ki ahiret denilen yerdedir beşer
    “ Kuleden Ses geliyor kuleden O kaş, o göz değil mi Beni sana kul eden ” Endam güzel, yüz güzel Huyun yüzde yüz güzel Uzaklara açılma Tenhalarda yüz güzel Senden başka seversem Benim derim yüz güzel
  • 118. Kadir de umut vadediyor…/vaat ediyor
    • Adam tatlı elmaları sepete koydu.  
    • Çocuk saflığıyla tatlı bir uykudaydı.            
    • Yukarıdaki sözcükler sesteş mi?
  • 119. Gelelim testlerde birçok sazanı avladığımız “püf noktaya”
    • Sözcükler arasındaki ilişkilerde en önemli kural neydi?
    • Eşanlamlı, Eşsesli, Zıt anlamlı olması için iki kelimenin de ……………………anlamda olması gerekiyordu.
    • Yani biri yan diğeri temel OLMAZ. Biri mecaz diğer temel OLMAZ.
    • İKİSİ DE TEMEL ANLAMDA OLACAK.
  • 120. Ümmü pek sessiz canım, olmaz ki!
    • Bu sözler bazılarına çok dokunacak .
    • Omzuma bir el dokundu .
    • Bu yaz , bir mektup yaz .  
    • El ler bu işe ne der?
    • El im iyice şişti.
    • Kalem böyle çalınmıştır yazıma Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma
  • 121. Sorulardan seçilmiş bazı sesteş kelimeler Kız Atlet Aç Uç Yan yıl Ek İç Koy Hayır İn At Dolar Kaç yol Et Kan Maskara Çal Düş Boy Bin Yüz Saz Boz Saç Kaz Don Ton Dam Yaz Bağ Dil Asma Kara Öğüt Sır Ben El Çay Ocak Yar Gül Mil pas
  • 122. Tekrarda fayda varduuur
    • Bir sözcüğün gerçek, mecaz , yan anlamları kendi içlerinde sesteşlik oluşturmazlar. Sesteşlik farklı sözcüklerdeki yazım ortaklığıdır.
    • Bağ………..üzüm yetişen yer
    • Bağ………..bir şeyleri birbirine eklemek için kullanılan araç
    • “ Bu öğretmen bizi derse bağladı.” cümlesindeki “bağ” sözcüğü diğer “bağ” sözcükleriyle sesteş midir?
    • SORU: Aşağıdaki kelimelerden hangisinin eş seslisi yoktur?
    • A) arı C) el B) bağ D) bal E) kır
    • Arı…………Saf
    • Arı…………Bal böceği
    • Bağ………..Üzüm ağacı
    • Bağ………..Bağlama gereci
    • El………….İnsan vücudunun bir parçası
    • El………….Yabancı
  • 123.
    • Bu yol iyi asfaltlamamışlar.
    • Zararlı otları hemen yol.
    •  
    • Al bir ata binmişti.
    • Bana bir kitap al.
    • Bu göl çok derin.
    • Bahçeden çiçekler derin.
    •  
    • İt ürür, kervan yürür.
    • Kapıyı azıcık it.
    • Burun kanaması tehlikeli değildir. Anamur Burnu’ndan yola çıktık. Geminin burnu şimdi göründü.
    • Kuru otlar, bir kibrit değse tutuşuverecekti.
    • Bu yazarın kuru bir anlatımı var.
    Sazan sezonu açıldı mı Güleç?
  • 124. İl, ilçe, burç, renk isimleri de sesteştir.
    • Adaklı
    • Adaklı(ilçe)
    • Ağrı
    • Ağrı(il)
    • akrep(hayvan)
    • Akrep(burç)
    • aslan Aslan(burç)
    • aslanağzı(bitki)
    • aslan ağzı(süstaşı)
    bayat Bayat(ilçe,Türk boyu) bayındır Bayındır (ilçe, Türk boyu) bor(maden) Bor(ilçe) çubuk Çubuk(ilçe) baklaçiçeği(renk) bakla çiçeği(bitki) balık Balık(burç) bandırma Bandırma(ilçe)
  • 125. TİKKAT 2
    • Eş sesli sözcüklerle kökteş sözcükler birbirine karıştırılmamalıdır . Bunlar niye sesteş değil?
    • ağrı-
    • barış-
    • Güven-
    • Eski-
    • Savaş-
    • sıva-
    • boya-
    • güreş-
  • 126. Bakalım başka “sazan” kaldı mı? 
    • Yaşı küçük olmasına rağmen okumayı çabucak söktü .
    • Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "sökmek" sözü bu cümledekiyle eş anlamlı olarak kullanılmıştır?
    • A) Eski kazağı söküp bana yenisini ördü.
    • B) Fırtına ağaçları kökünden söktü.
    • C) Mağaranın duvarındaki yazıyı sökemedi arkeologlar.
    • D) Şafak sökünce yola çıkarız.
    • E) Düşmanı siperlerden söküp attılar.
  • 127.
    • Ümüş ve Fatma muhabbetin yanında ders çalışma konusunda da kafa kafaya verseler nasıl olur?
    • Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisinin sesteşi yoktur ?
    • A) Borular kurum bağlamış, soba iyi yanmıyor.
    • B) Eylemlerin çatı özelliklerini iyi bilmelisiniz.
    • C) Hafta sonu yat gezisine katılacağız.
    • D) Bu eti parçalamak için satır lazım.
    • E) Çok uzun konuşma da sıkılmasın konuklar.
  • 128.
    • Dürüst ol, kaç kişi bu soruyu doğru yaptı?
    • Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcükler arasında sesteşlik ilişkisi yoktur?
    • A)  Dolu yağınca çiçekler soldu.
    •   Bütün sınıflar dolu yer yok.
    • B) Yazın deniz kıyısında olmak, ne güzel!
    • Senin yazın niye okunmuyor?
    • C) Gül ki yanağında gül açılsın.
    • D) İstanbul Boğazı görülmeye değer bir güzelliktir.
    • Bu boğaz ağrıları bitmedi, hiç mi hiç
    • E) Bahçeler senin olsun, bağ benim olsun.
    • Saçının teli gönlüme bir bağ oldu.
  • 129.
    • İşte Eminelik soru buradaymııııış .
    • Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcükler arasında “sesteşlik ilişkisi” vardır?
    • A) Yemekten önce kahve içilmez.
    • Bu kahve gece yarılarına kadar açıktır.
    • B) Bakalım tarih bizi nasıl anlatacak.
    • Verdiğiniz tarih uygun değil.
    • C) O dağlarda zengin bir altın damarı varmış.
    • Hemşire, damarı bulmakta zorlanıyor.
    • D) O günden beri dostluğunuza gölge düştü sanırım.
    • Tarlada güneş altında yanan , gölge aramaz mı?
    • E) Atalarımız “ El ile gelen, düğün bayram.” demişler.
    • Halk oyunlarında el ve ayak hareketleri önemlidir.
  • 130. “ Tikkat”leri toparlayalım
    • Çokanlamlılık ve mecaz farkı neydi?
    • Ek alan kelimelerde sesteşlik olur mu? (yazın – yazın(=edebiyat)
    • Düzeltme işaretli sözcükler sesteş miydi? (alem – â lem, k â r-kar)
    • Bir sözcüğün gerçek anlamıyla, mecaz, yan anlamları sesteş miydi?
    • İl , ilçe, burç, renk isimleri sesteş miydi?
    • Şiirlerdeki cinaslı kafiyelerin tamamı neydi?
    • Ortak kökler (kökteş sözcükler) de sesteştir herhalde…
  • 131. Kökteş Sözcükler
    • Sesteşten farkı: Aralarında anlam ilişkisi var.
    • ağrı- barış- güven eski savaş sıva- boya- güreş-
  • 132. Yansıma Sözcükler
    • Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.
    •  
    • tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır...
  • 133. Önemli nokta 1
    •  Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir . Kök olarak isim sayılırlar.
    • “miyavla-, çatırda-, şıkırda-, mele-, şırılda-
    • havla-
    • kelimelerinin kökleri isim mi fiil mi?
  • 134. Önemli nokta 2
    • Öt-kişne-sızla
    • gibi sözcükler yansıma mıdır? Niçin?
    • Önemli nokta 3
    • Uğulda- , fısılda-, gıcırda- , zırla- , vızılda-, zırıltı, fısıltı, gıcırtı vb. sözcükler
    • yansıma mıdır?
  • 135. Gülmeyi hak ettik mi biraz?
  • 136. SÖZ ÖBEKLERİNDE ANLAM
    • 1. Altı Çizili Söz Öbeklerinde Anlam
    • 2. Deyimler
    • 3. Atasözleri
    • 4. İkilemeler
    • a. Pekiştirilmiş sözcükler
    • 5. Argo Anlam
    • 6. Özdeyişler
  • 137. Kalıplaşmış Sözcük Grupları
    • Birden çok sözcüğü içine alan, anlamında ve yapısında bir bütünlük bulunan, cümle içinde tek bir kelime gibi iş gören anlamlı geniş dil birliğine “ kelime öbeği ” denir.
    • Kelime grubuyla ilgili sorular son sınavlarda artarak sorulmaktadır.
  • 138.
    • “ O, yaşamında silgiye hiç gerek duymamış biriydi .” (değiştireceği, pişmanlık duyacağı bir iş yapmamış olması)
    • “ Yunus, bizlere yüreğinin derinliklerinden gelen sesle hitap etmiştir.” (içten gelen duygular)
    • “ Genç adam, yenilgiye yenilmeyen bir insandı.” (yılgınlık göstermemek)
    • “ Zamana direnen önemli sanatçılarımızdan biridir.” (kalıcı olmak)
  • 139. DEYİM ANLAM (DEYİMLER)   Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan neredeyse tamamı mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.
  • 140. Deyimlerin özellikleri:   a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz. “Bir bardak suda boğacaktı beni”
  • 141. "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez , "ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilebilebilinir mi acep  , "ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez , "dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez , "tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denilemez . Ama istisnalar yok değildir : “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.
  • 142. b) Araya başka kelimeler girebilir: “Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.   c) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”
  • 143. d) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar.   1. Kelime öbeği veya isim-fiil (fiilimsi) şeklinde olurlar, cümlede çekime girerler: ağzı açık, kulağı delik, eli uzun, kaşla göz arasında, bulanık suda balık avlamak, dikiş tutturamamak can kulağı ile dinlemek, köprüleri atmak Tek bir sözcüğün anlam yoğunlaşması ve kalıplaşmasıyla deyimleştiği de görülebilir. Fakat, bu tür deyimler çok azdır: Akşamcı, bacaksız, kaşarlanmış, çirkef, yüzsüz, kaçık
  • 144. Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun? Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu. Korktuğu başına gelmiş , arabası bozulmuştu. Her gördüğüne dudak büküyordu. Senin yaptığın pire için yorgan yakmak. İki genç adam boğaz boğaza geldi. Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin. Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar . Sonunda korktuğumuza uğradık , çocuk kayboldu. Matematiği aklım almıyor.
  • 145. e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap,
  • 146. Bazı deyimler ise gerçek anlamlarını korur: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun …
  • 147. f) Deyimler cümlenin ögesi olabilir, ögeleri bulurken deyimler ayrılmazzzzzzzzz. (hadi bakalım, kim bulacak görevleri)   Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu . Damarıma basmadan konuşamaz mısın? Aslan payı ona düştü. O, dik kafalı biridir . (işte bu örnek “kıl”)
  • 148. g) Deyimlerdeki Anlatım Özellikleri 1. Kafiyeli deyimler de vardır: Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı Yere bakan yürek yakan, havada bulut sen beni unut, saldım çayıra Mevla’m kayıra 2. Kimi deyimler ise ikileme biçiminde kurulurlar. Abur cubur yemek, Açık saçık konuşmak, Ağır aksak yapmak, Ak pak etmek, Apar topar kalkmak, Az çok bilmek … 3. Bazı deyimler kısa öykü biçimindedir. -Adın ne? –Mülayim. – Sert olsan ne yazar? -Baba hırsız tuttum. –Getir. –Gelmiyor. –Bırak. –Bırakmıyor. Dilenciye hıyar vermişler, eğri diye beğenmemiş.
  • 149.  
  • 150. ATASÖZLERİ  Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren , söyleyeni belli olmayan sözlerdir.  Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez .  Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler
  • 151.  Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler.  Çoğu mecazlı, kinayelidir . .  Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.  Öğüt verme amacı taşır.
  • 152.  At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.  Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.  Böyle gelmiş, böyle gider  Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.  Damlaya damlaya göl olur.  Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.  Eden bulur.
  • 153.  Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.  Göz görmeyince gönül katlanır.  Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.  Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.  Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.  Üzerine laf düşmedikçe konuşma.  Vakitsiz açılan gül çabuk solar.
  • 154. Atasözleri bazen cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.   Yorgan gitti, kavga bitti. Dostlar alışverişte görsün, Çoğu gitti azı kaldı, Atı alan Üsküdar'ı geçti, Tut kelin perçeminden,
  • 155. Atasözlerinde ahenk ve söz sanatları da vardır.
    • Alet işler, el övünür.
    • Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
    • Elin ağzı torba değil ki büzesin.
    • El eli yıkar, iki elde yüzü yıkar.
    • Taşıma suyla değirmen dönmez.
  • 156. Bazı atasözleri anlamca çelişir .
    • 1. 'damlaya damlaya göl olur' / 'taşıma suyla değirmen dönmez'
    • 2.. 'iyi insan lafın üstüne gelir' / 'iti an çomağı hazırla'
    • 3.. 'bir elin nesi var iki elin sesi var' / 'nerde çokluk orda bokluk'
    • 4.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azıcık aşım ağrısız başım'
    • 5.. ' kervan yolda düzelir' / ' balık baştan kokar'
    • 6.. 'söz gümüşse,sükut altındır' / 'sükut ikrardan gelir'
    • 7.. 'harama uçkur çözülmez' / 'güzele bakmak sevaptır'
    • 8.. 'iki gönül bir olunca samanlık seyran olur' / 'iki çıplak bir hamama yakışır'
    • 9.. 'bülbülün çektiği dili belası' / 'bilmemek ayıp değil sormamak ayıp'
    • 10.. 'eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir' / 'ye kürküm ye'
    • 11.. 'eğri otur doğru söyle' / 'doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar'
    • 12.. 'düşenin dostu olmaz' / 'dost kara günde belli olur'
    • 13.. 'ava giden avlanır' / 'atın ölümü arpadan olsun'
    • 14.. 'erken kalkan yol alır ' / 'acele işe şeytan karışır'
    • 15.. 'birlikten kuvvet doğar' / 'körler sağırlar, birbirlerini ağırlar'
    • 16.. 'tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır' / 'lafla peynir gemisi yürümez'
    • 17.. 'gün ola harman ola' / 'perşembenin gelişi çarşambadan bellidir"
    • 18.. 'ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol' / 'hocanın dediğini yap, yaptığını yapma"
  • 157.
    • 19.. 'iyilik yap denize at' / 'merhametten maraz doğar"
    • 20.. 'zararın neresinden dönülse kardır' / 'gelen gideni aratır"
    • 21.. 'yüzü güzel olanın huyu da güzel olur' / 'yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev"
    • 22.. 'akıl akıldan üstündür' / 'aklın yolu birdir"
    • 23.. 'el elden üstündür' / 'alet işler el övünür"
    • 24.. 'acı patlıcanı kırağı çalmaz' / 'yaşın yanında kuru da yanar"
    • 25.. 'zorla güzellik olmaz' / 'zora dağlar dayanmaz"
    • 26.. 'öfke baldan tatlıdır' / 'öfke ile kalkan zararla oturur"
    • 27.. 'işleyen demir ışıldar' / 'insan yedisinde neyse yetmişinde de odur"
    • 28.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azı karar çoğu zarar"
    • 29.. 'insan kıymetini insan bilir' / 'insanoğlu çiğ süt emmiş"
    • 30.. 'anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al' / 'beş parmağın beşi birbirine Benzemez"
    • 31.. 'olmaz olmaz deme, olmaz olmaz' / 'iş olacağına varır"
    • 32.. 'eski dost düşman olmaz' / 'güvenme dostuna saman doldurur postuna"
    • 33.. 'harama el uzatılmaz' / 'üzümü ye bağını sorma"
  • 158. Deyim ve Atasözü farkı : * Deyimler genel yargı bildirmezler . Bu yüzden çoğu cümle değildir; söz grubudur. * Deyimler bir kavramı, özel durumu belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar . * Atasözleri ise genel yargı bildiren sözlerdir. Atasözleri çoğunlukla bir cümledir . * Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: " İşleyen demir ışıldar “. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerli, genel bir yargı mı? Bu bir cümle mi? .
  • 159.  
  • 160. İKİLEMELER   Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin , yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.   ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek, doya doya ...
  • 161. Yapı Yönüyle İkilemeler:   a) Yakın Anlamlı: doğru dürüst, delik deşik, eş dost b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak... c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç .... d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş ...
  • 162. e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl ... f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü g) İkisi de anlamsız: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur ...   İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.
  • 163.
    • m ünsüzüyle kurulan ikileme : adam madam, okul mokul, ev mev, yol mol. M,P,R,S pekiştirilmiş ikileme.
    • ekli ikileme : elde avuçta, tamı tamına, pisi pisine, gönülden gönüle, kalpten kalbe, günü gününe
    • sorulu ya da bağlaçlı ikileme : güzel mi güzel, şirin mi şirin, zor mu zor, ancak ve ancak, ağladı da ağladı
  • 164. İKİLEMELERLE İLGİLİ ÖZELLİKLER:
    • İkilemeyi oluşturan sözcükler arasına noktalama işaretleri ……………………….
    • İkilemeler kalıplaşmış söz öbekleridir. Dolayısıyla cümlede her zaman bir bütün olarak değerlendirilir. Ögeleri bulurken PARÇALAMA !
    • İkilemeler cümlede değişik görevler yapabilir.
    • Öğrenciler kılık kıyafet aldı. (nesne)
    • Çocukları özene bezene giydirdi. (zarf tümleci)
    • Mavi mavi gözleri vardı. (sıfat-özne)
    • Saçları sarı sarıydı . (yüklem)
  • 165. Anlamsal Yönden Pekiştirilmiş Sözcükler
    • bomboş, tertemiz, simsiyah, pespembe vb.
    • (m,p,r,s bitişik yazılır)
    • Bunlar ikileme mi? Niçin?
  • 166.  
  • 167. ARGO ANLAM (RAJON DİLİ  )   Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir. Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir. Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir. Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.
  • 168. “ Canına yandığımın dünyası”   abdestini vermek: azarlamak aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek röntgenci: kadınları gizlice gözetleme piliç gibi: güzel ve sevimli kız mektep çocuğu: acemi, toy zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak arakçı: hırsız bal kabağı: aptal, beyinsiz çakmak: sınıfta kalmak
  • 169. Vay be.
    • Sözcükte Anlam bitti mi?
    • Denemelerde soru kaçır da bak bakalım bitiyor mu? Yoksa sene boyu aynı konu mu?  Aman aman.