Ce diaporama a bien été signalé.
Nous utilisons votre profil LinkedIn et vos données d’activité pour vous proposer des publicités personnalisées et pertinentes. Vous pouvez changer vos préférences de publicités à tout moment.
Platon (Eflatun) <ul><li>MÖ 427- MÖ 347 yılları arasında Atina’da yaşamıştır. </li></ul><ul><li>Asıl adı Aristokles’dir. G...
Genel Değerlendirme <ul><li>Felsefesi güçlü bir idealizm üzerine kuruludur. Kimileri yazdıklarını metafiziksel olarak da d...
Eflatun’un adalet arayışı yöntemi <ul><li>Tümdengelim metodunu kullanıyor. Büyük parçaya bakarak küçük parçaları anlamaya ...
Devlet nasıl oluşur? <ul><li>“ Öyleyse bir insan bir eksiği için, bir başkasına başvurur, başka bir eksiği için de bir baş...
Savaşların ortaya çıkışı <ul><li>“ Otlaklarımız, tarlalarımız bize yetmez olunca, komşularımızınkini ele geçirmek isteyece...
DEVLETİN YÖNETİCİ SINIFI: KORUYUCULAR VE YARDIMCI ASKERLER <ul><li>“ Yönetenlerin yaşlılar, yönetilenlerin de gençler olma...
Koruyucular ve Yardımcı Askerler <ul><li>“ Devleti, dışarıdan düşmanlara karşı koruyan, içeride de yurttaşlarımız arasında...
Koruyuculara özel ideolojik eğitim <ul><li>“ Gerçekte siz, silahlarınız, bütün eşyalarınızla birlikte yerin altında yetişt...
Hiyerarşik toplum <ul><li>“ Bu toplumun birer parçası olan sizler, birbirinizin kardeşisiniz. Ama sizi yaratan Tanrı, aran...
Tehlikeler <ul><li>“ Bir çoban için en kötü, en tehlikeli şey nedir? Sürüleri korumakta kendine yardımcı olan köpeklerin k...
DEVLETİN DÖRT NİTELİĞİ <ul><li>Bilge devlet: Yerinde kararlar veren bir devlet. Bunun yolu yönetimi küçük bir azınlık olan...
Koruyucuların Aile Düzeni <ul><li>“ Koruyucularımızın kadınları hepsinin arasında ortak olacak, hiçbiri hiçbir erkekle ayr...
Filozof Kral <ul><li>“ Filozoflar bu devletlerde kral ya da kral, önder dediklerimiz gerçekten filozof olmadıkça, böylece ...
<ul><li>Eflatun ve bilginin hiyerarşisi; </li></ul>
BİLGİNİN HİYERARŞİSİ <ul><li>En altta güzelliğin imitasyonu olan resimler, çizimler, simgeler bulunmaktadır. Sıradan insan...
MAĞARA BENZETMESİ
MAĞARA BENZETMESİ - 1 <ul><li>Yeraltında mağaramsı bir yer, içinde insanlar. Önce   boydan   boya   ışığa   açılan   bir  ...
MAĞARA BENZETMESİ - 2 <ul><li>Bu durumdaki insanlar kendilerini ve yanındakileri nasıl görürler? Ancak arkalarındaki ateşi...
MAĞARA BENZETMESİ - 3 <ul><li>Şimdi düşünün: Bu adamların zincirlerini çözer, bilgisizliklerine son verirsek, her şeyi old...
MAĞARA BENZETMESİ <ul><li>Benzetme bilgi açısından yorumlanacak olursa, mağaranın içinin ve burada söz konusu olan bilgi t...
Prochain SlideShare
Chargement dans…5
×

Platon (eflatun)

37 209 vues

Publié le

Publié dans : Formation
  • Identifiez-vous pour voir les commentaires

Platon (eflatun)

  1. 1. Platon (Eflatun) <ul><li>MÖ 427- MÖ 347 yılları arasında Atina’da yaşamıştır. </li></ul><ul><li>Asıl adı Aristokles’dir. Geniş omuzları ve atletik yapısı nedeniyle Yunanca Platon (geniş göğüslü) lakabı ile anılmış ve tanınmıştır. </li></ul><ul><li>Sokrat’ın (Sokrates) öğrencisiydi. Sokrat hakkında bilinenler aslında Eflatun’un hocası hakkında yazdıklarıyla sınırlıdır. Eserlerinde Sokrat’ı hikayenin baş kahramanı olarak kullanmıştır. Sokrat’ın idama mahkum edilmesinden çok etkilenmiştir. </li></ul><ul><li>Aristo’nun (Aristoteles) da hocasıdır. </li></ul><ul><li>Atina’da ünlü Akademi’yi kurmuş ve kendi öğrencilerini yetiştirmiştir. </li></ul><ul><li>Batı felsefesinin başlangıç noktası kabul edilir. </li></ul><ul><li>Eserlerinin felsefi boyutlarının yanında edebi lezzetleri de vardır. Genelde eserleri diyalog biçimindedir. </li></ul>
  2. 2. Genel Değerlendirme <ul><li>Felsefesi güçlü bir idealizm üzerine kuruludur. Kimileri yazdıklarını metafiziksel olarak da değerlendirmiştir. </li></ul><ul><li>Eflatun’a göre insanların algı yetenekleri sınırlı olduğu için ancak yüksek ideaların gölgelerini algılamakla yetinebilirler. İdealara yalnızca üst düzey eğitimli ve yüksek zeka sahibi filozoflar ulaşabilirler. </li></ul><ul><li>İdeal devlet Platonik düşüncede çok önemli yer tutar. Eflatun’un Devlet, Devlet Adamı ve Yasalar eserleri ideal devlet üzerine denemelerdir. </li></ul><ul><li>Elitist olmakla itham edilmiştir. Kimilerine göre komünizmin de babası kabul edilebilir. </li></ul><ul><li>“ Platonik aşk” terimi ondan gelmektedir. </li></ul>
  3. 3. Eflatun’un adalet arayışı yöntemi <ul><li>Tümdengelim metodunu kullanıyor. Büyük parçaya bakarak küçük parçaları anlamaya çalışıyor. </li></ul><ul><li>“ Gözü çok keskin olmayan kimselere uzaktan küçük harfler okutulmak istense, bunların biri, aynı harflerin başka bir yerde daha büyük olarak bulunabileceğini akıl etse, bu iş ne kadar kolaylaşır. Önce büyük harfleri okur, sonra da küçük harflerin büyüklerin eşi olup olmadığına bakar.” - sf 56 </li></ul><ul><li>“ Adalet varsa, bir tek insan olduğu kadar bütün bir insan topluluğunda da vardır, değil mi?” - sf 56 </li></ul><ul><li>“ Daha büyük olan bir şeyde adalet daha büyük ölçüde vardır. Onu orada görmek daha kolaydır. Onun için isterseniz, önce toplumda arayalım adaletin ne olduğunu.” - sf 56 </li></ul>
  4. 4. Devlet nasıl oluşur? <ul><li>“ Öyleyse bir insan bir eksiği için, bir başkasına başvurur, başka bir eksiği için de bir başkasına. Böylece birçok eksikler birçok insanların bir araya toplanmasına yol açar. Hepsi yardımlaşarak bir ortaklık içinde yaşarlar. İşte bu tür yaşamaya toplum düzeni (devlet) deriz, değil mi?” - sf. 57 </li></ul><ul><li>Toplum düzeninde uzmanlaşma ve iş bölümü; “Böylece insan başka işlerle uğraşacağına, yaradılışına uygun olan işi zamanında görürse, iş gelişir, hem daha güzel, hem daha kolay olur.” - sf 58 </li></ul><ul><li>“ Öyleyse toplum yalnız kendine yetecek kadar değil, başka şehirlerle alışverişi sağlayacak çoklukta ve çeşitte mal yetiştirecek.” - sf 59 </li></ul><ul><li>Meslek grupları; çiftçi, tüccar, denizci, pazarcı, gündelikçi vs. (sf 58-59) </li></ul>
  5. 5. Savaşların ortaya çıkışı <ul><li>“ Otlaklarımız, tarlalarımız bize yetmez olunca, komşularımızınkini ele geçirmek isteyeceğiz. Onlar da bizim gibi zorunlu gerekler sınırını aşıp sonsuz bir mal edinme hırsına kapılmışsılar, bizim toprağımızı almak isteyeceklerdir.” - sf 62 </li></ul><ul><li>“ Savaş, bireylerin yaşamında olduğu gibi, kamusal yaşayışta da kötülüklerin kaynağı olan şeyden, başkalarından çok mal edinmek hırsından doğuyor.” - sf 62-63 </li></ul><ul><li>Orduya gereksinim; “Bir yandan toplumun varlığını korumak, bir yandan da yeni topraklar edinmek için savaşacak koskoca bir de ordu gerekmez mi?” - sf 63 </li></ul><ul><li>“ Araç, bilenin elinde işe yarar elbet.” - sf 63 </li></ul>
  6. 6. DEVLETİN YÖNETİCİ SINIFI: KORUYUCULAR VE YARDIMCI ASKERLER <ul><li>“ Yönetenlerin yaşlılar, yönetilenlerin de gençler olması gerekir, diyemez miyiz?” - sf 64 (gerontokrasi) </li></ul><ul><li>Çocukluktan başlayan bir seçim süreci; “Demek ki, demin söylediğim ilkeyi içlerinde taşıyan ve bu ilkeyi en iyi koruyanlar bizim bekçilerimiz olacak. Her fırsatta hem kendileri, hem de toplum için en iyi olanı bulup yapmayı ödev bilecekler. Bunun için de çocukluklarından bu yana gözetleyeceğiz. Onları, bu ilkeyi unutmalarına ya da değiştirmelerine yol açabilecek durumlara sokacağız; hangilerinin, ödevlerini unutmadıklarını, kolay kolay aldanmadıklarını görürsek onları seçeceğiz, öyle değil mi?” - sf 65 </li></ul>
  7. 7. Koruyucular ve Yardımcı Askerler <ul><li>“ Devleti, dışarıdan düşmanlara karşı koruyan, içeride de yurttaşlarımız arasında barışı sağlayan kimselere, asıl koruyucularımız diyeceğiz. Demin koruyucu dediğimiz gençlerse, bu önderlerin koyduğu kuralları yerine getirecekler. Bunlara da yardımcı askerler demek doğru olmaz mı?” - sf 66 </li></ul><ul><li>Koruyucu ve yardımcı askerler özel seçilecek; “Onları zor işlerde, acılarda, savaşlarda deneyeceğiz.”, “Büyülere kapılıp kapılmadıklarını da denemeliyiz.”, “Onları ömür boyu şanlı kılacağız. Öldükleri zaman da onlara anıtlar dikeceğiz.” - sf 66 </li></ul>
  8. 8. Koruyuculara özel ideolojik eğitim <ul><li>“ Gerçekte siz, silahlarınız, bütün eşyalarınızla birlikte yerin altında yetiştiniz, yoğruldunuz. Toprak, bir ana gibi, iyice büyüttükten sonra yeryüzüne çıkarttı sizi. Üstünde yaşadığımız bu toprak sizleri büyüten, emziren anamızdır. Ona saldıran olursa korumak boynumuzun borcudur. Yurttaşlarımız da aynı toprağın çocuğu ve sizin kardeşlerinizdir.” - sf 67 </li></ul><ul><li>Kahramanlık aşılanması, özel olduklarının vurgulanması dikkat çekiyor. Ancak bu masala üstün zekalı ve bilgili koruyucular nasıl inanacak? </li></ul>
  9. 9. Hiyerarşik toplum <ul><li>“ Bu toplumun birer parçası olan sizler, birbirinizin kardeşisiniz. Ama sizi yaratan Tanrı, aranızdan önder olarak yarattıklarının mayasına altın katmıştır. Onlar bunun için baş tacı olurlar. Yardımcı olarak yarattıklarının mayasına gümüş, çiftçiler ve öbür işçilerin mayasına da demir ve tunç katmıştır.” </li></ul><ul><li>Hiyerarşik toplum; Koruyucular, Yardımcı Askerler, Çiftçiler ve diğer meslek sahipleri, Kadınlar, Köleler </li></ul><ul><li>Sınıflar arası geçiş mümkün ama zor ve sınırlı; “Sizden doğan çocuklar da herhalde size benzeyeceklerdir. Ama aralarında bir hamur birliği olduğuna göre, arada bir altından gümüş, gümüşten de altın doğduğu olabilir.” - sf 67 </li></ul>
  10. 10. Tehlikeler <ul><li>“ Bir çoban için en kötü, en tehlikeli şey nedir? Sürüleri korumakta kendine yardımcı olan köpeklerin kötü yetişmiş olması, açlık ya da kötü huyları yüzünden sürüye saldırmaları, köpekken kurt olmaları değil mi? Yardımcılarımızın yurttaşlara böyle davranmalarını, onlardan daha güçlü olunca iyi niyetli koruyucular olacak yerde, amansız birer zorba kesilmelerini ne pahasına olursa olsun önlemeliyiz!” - sf 68 </li></ul><ul><li>“ Ama yasaların ve toplumun koruyucuları olanlar, koruyucu olmadan koruyucu geçinirlerse devlet çöktü demektir. Bütün toplumun kaderi onların keyfine kalır. Biz toplum için gerçek koruyucular, ona hiçbir kötülük etmeyecek koruyucular istiyoruz.” - sf 71 </li></ul>
  11. 11. DEVLETİN DÖRT NİTELİĞİ <ul><li>Bilge devlet: Yerinde kararlar veren bir devlet. Bunun yolu yönetimi küçük bir azınlık olan filozoflara bırakmak (sf 72-73). </li></ul><ul><li>Yiğit devlet: Yasaların verdiği inanç ve korkuların cesur bir şekilde korunması (sf 73-74). </li></ul><ul><li>Ölçülü devlet: Çoğunluğun kötü tutkuları, değerli azınlıktaki aklın buyruğuna girmiş. Zevkleri, tutkularına hakim devlet ölçülü devlettir (sf 76). </li></ul><ul><li>Adil devlet: Herkesin kendi işine bakması, başkalarınınkine karışmaması (sf 78). Kendi malının sahibi olmak ve kendi işini görmek (sf 79). Sınıfların birbirinin işine karışması ise adaletsizlik ve büyük bir suçtur. </li></ul>
  12. 12. Koruyucuların Aile Düzeni <ul><li>“ Koruyucularımızın kadınları hepsinin arasında ortak olacak, hiçbiri hiçbir erkekle ayrı oturmayacak. Çocuklar da ortak olacak. Baba oğlunu, oğul babasını bilmeyecek.” - sf 79 </li></ul><ul><li>Çiftleşme, üreme kontrol altında. “Üretmede bunları göz önünde tutmazsan, kuşlarının, köpeklerinin cinsi bir hayli bozulur öyle değil mi?” - sf 81, “Üzerinde anlaştığımız ilkelere göre, her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de an az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerinin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki, sürünün cinsi bozulmasın.” - sf 82 </li></ul><ul><li>Herkes birbirinin bir parçası haline geleceği, tüm çocuklar herkesin çocuğu olacağı için sistemin iyi işleyeceğini düşünüyor. “Örneğin bir insan parmağından yaralansa, canı ve bedeni onları yöneten başla birlikte bu yaranın acısını duymaz, parçanın derdi bütünün derdi olmaz mı?” - sf 85 </li></ul><ul><li>“ Böyle bir devlette de yurttaşların başına iyi kötü, ne gelirse gelsin devlet bunu kendi başına gelmiş sayacak, onunla sevinecek, onunla dertlenecektir.” - sf 86 </li></ul>
  13. 13. Filozof Kral <ul><li>“ Filozoflar bu devletlerde kral ya da kral, önder dediklerimiz gerçekten filozof olmadıkça, böylece aynı insanda devlet gücüyle akıl gücü birleşmedikçe, kesin bir yasayla herkese yalnız kendi yapacağı iş verilmedikçe, bence bu devletlerin başı dertten kurtulamaz.” - sf 91 </li></ul><ul><li>“ Ama şimdi artık yılmayalım da en iyi koruyucuların filozoflar olacağını söyleyelim.” – sf 99 </li></ul><ul><li>“ Filozoflar bilime düşkündürler. Çünkü bilim onlara üreme ve üremenin doğurduğu salıntılar içinde gözden kaçan sonsuz varlığın bir köşesini aydınlatır.” - sf 92 </li></ul><ul><li>“ Demek ki istekleri bilimlere ve onlarla ilgili her şeye çevrilmiş olan yalnız ruhun zevkini arar, beden zevklerini bir yana bırakır. Gösteriş için değil, gerçek filozofsa… Böyle bir insanda ölçüsüzlük, açgözlülük olmaz.” - sf 93 </li></ul><ul><li>“ Bence filozofun sağlam bir belleği olmalı!” - sf 94 </li></ul>
  14. 14. <ul><li>Eflatun ve bilginin hiyerarşisi; </li></ul>
  15. 15. BİLGİNİN HİYERARŞİSİ <ul><li>En altta güzelliğin imitasyonu olan resimler, çizimler, simgeler bulunmaktadır. Sıradan insanların algılayabildiği bilgi türüdür. (güzel bir kadının resmi) </li></ul><ul><li>Güzel ve iyi objeler. Yine sıradan insanlar tarafından algılanabilir. (güzel bir kadın) </li></ul><ul><li>Yalnızca filozofların algılayabildikleri kavramsal bilgi. (güzellik kavramı) </li></ul><ul><li>Sayılı filozofların algılayabildikleri idealar dünyasındaki ruhani bilgi. </li></ul>
  16. 16. MAĞARA BENZETMESİ
  17. 17. MAĞARA BENZETMESİ - 1 <ul><li>Yeraltında mağaramsı bir yer, içinde insanlar. Önce   boydan   boya   ışığa   açılan   bir   giriş…  </li></ul><ul><li>İnsanlar çocukluklarından beri ayaklarından, boyunlarından zincire vurulmuş, bu mağarada yaşıyorlar. Ne kımıldanabiliyorlar, ne de burunların ucundan başka bir yeri görebiliyorlar. Öyle sıkı sıkıya bağlanmışlar ki, kafalarını bile oynatamıyorlar. Yüksek bir yerde yakılmış bir ateş parıldıyor arkalarında. Mahpuslarla ateş arasında dimdik bir yol var. Bu yol boyunca alçak bir duvar, hani şu kukla oynatanların seyircilerle kendi arasına koydukları ve üstünde marifetlerini gösterdikleri bölme var ya, onun gibi bir duvar. </li></ul><ul><li>Bu alçak duvar arkasında insanlar düşün. Ellerinde türlü türlü araçlar, taşlar, tahtadan yapılmış, insana, hayvana ve daha başka şeylere benzer kuklalar taşıyorlar. Bu taşıdıkları şeyler, bölmenin üstünde görülüyor. </li></ul>
  18. 18. MAĞARA BENZETMESİ - 2 <ul><li>Bu durumdaki insanlar kendilerini ve yanındakileri nasıl görürler? Ancak arkalarındaki ateşin aydınlığıyla mağarada karşılarına vuran gölgeleri görürler, değil mi? </li></ul><ul><li>-    Ömürleri boyunca başlarını oynatamadıklarına göre başka türlü olamaz. -    Bölmenin üstünden gelip geçen bütün nesneleri de öyle görürler. -    Şüphesiz. -    Şimdi bu adamlar aralarında konuşacak olursa, gölgelere verdikleri adlarla gerçek nesneleri anlattıklarını sanırlar, değil mi? -    -    </li></ul>
  19. 19. MAĞARA BENZETMESİ - 3 <ul><li>Şimdi düşünün: Bu adamların zincirlerini çözer, bilgisizliklerine son verirsek, her şeyi olduğu gibi görürlerse, ne yaparlar? Mahpuslardan birini kurtaralım; zorla ayağı kaldıralım; başını çevirelim, yürütelim onu; gözlerini ışığa kaldırsın. Bütün bu hareketler ona acı verecek. Gölgelerini gördüğü nesnelere gözü kamaşarak bakacak. Ona “demin gördüğün şeyler sadece boş gölgelerdi, şimdiyse gerçeğe daha yakınsın, daha doğru görüyorsun” dersek; önünden geçen her şeyi birer birer ona gösterir, bunların ne olduğunu sorarsak ne der? Şaşırıp kalmaz mı? Demin gördüğü şeyler, ona şimdikilerden daha gerçek gibi gelmez mi? </li></ul>
  20. 20. MAĞARA BENZETMESİ <ul><li>Benzetme bilgi açısından yorumlanacak olursa, mağaranın içinin ve burada söz konusu olan bilgi tarzının, Platon’un gerçek bilgi olarak görmeyip küçümsediği duyusal bilgiye karşılık geldiği söylenebilir. </li></ul><ul><li>Buna göre, duyusal dünyanın değişen nesnelerini konu alan, ikinci elden malumatlarla yetinen ve görünüşlerin gerisindeki gerçekliğe hiçbir zaman nüfuz edemeyen ortalama insanın hali, mağaranın dibinde zincirlere vurulmuş olarak yaşayan mahkumların haline benzemektedir. Başka bir deyişle, aynı durum az ya da çok insanların çoğu için söz konusu olduğundan, insanlar kendi mağaraların içinde mahkum durumda, görünüşler arasında, gerçekliğin epeyce uzağında yaşamaktadırlar. </li></ul>

×